25 Kasım 2015 Çarşamba

Köylülerde 'Yaratık' Korkusu


Sakarya, Bilecik ve Bursa'ya bağlı birbirine komşu orman köylerinde, köpekleri yediği belirtilen ve ne olduğu bilinmeyen bir 'yaratık' konuşuluyor Yaratığın ilkbahar aylarından bu yana 50 kadar köpeği parçalayıp yediği, sadece baş ve ayaklarını bıraktığı ileri sürüldü. Deniz seviyesinden yaklaşık 700- 800 metre yükseklikte bulunan Sakarya'nın Pamukova ilçesine bağlı Ahiler Köyü, Bilecik'in Osmaneli ilçesine bağlı Ağalan, Adliye köyleri ile Bursa'nın İznik ilçesine bağlı Elmalı Köyü arasındaki üçgende dolaştığı ileri sürülen ve halk arasında 'canavar' olarak adlandırılan yabani hayvanın, ilkbahardan bugüne kadar yaklaşık 50 köpeği parçaladığı iddia edildi. Ağlan Köyü muhtarı Refik Zengin, 80 haneli köylerinde köpeklerinin, ne olduğunu bilmedikleri bir hayvan tarafından parçalandığını söyledi. Zengin, "Son bir ay içinde köyümüzde 5 köpek parçalandı. Komşu köylerimizde de bu korku var.

1484139_179524362245248_1665554586_n
Köpeklerin vücutları yeniyor, başı bırakılıyor" dedi. Ağlan Köyü'nde avcı Hasan Perk, ne olduğunu bilmedikleri hayvanın gece yarısına doğru köylerine kadar indiğini anlatırken, "Gece, köpeklerin havlaması ile uyandık. Ne olduğuna anlam veremedik. Ertesi gün komşumuzun iki köpeği kayboldu. Bunu kurt veya sırtlan yapabilir. Korku içindeyiz" dedi. Adliye Köyü muhtarı Ahmet Güz ise, köylerinde son 5 ayda bir çok av köpeğinin kaybolduğunu, ne olduğunu bilmedikleri yırtıcı hayvanın ormanda köpekleri parçalayıp yediğini, baş ve patilerini bulduklarını söyledi. Muhtar Ahmet Güz, şöyle konuştu: "Bu hayvan köyümüzün içine kadar inmeye, evlerin önünde bağlı köpekleri götürmeye başladı. Kaçırdığı köpekleri köyün etrafında ormanlık alanda yiyor. Bu kurt değil. Kurt olsa, koyun sürüsüne girer ve onları da alır. Bu hayvan sadece köpeklere saldırıp onları yok ediyor. Ne olduğunu bilemiyoruz. Ancak kar yağdığında izinden ne olduğunu tahmin edebiliriz. Ama köyümüze kadar inen bu yırtıcı hayvan kar yağdığında insanlara, diğer hayvanlara da saldırabilir.
fft2mm3932014
Endişe içindeyiz. Köyümüze kadar inen bu yabani hayvanın kar yağdığın ormanda yiyecek bulamazsa köyümüze inmeyeceğini kimse söyleyemez." Adliye Köyü'nde oturan ve köpeği parçalanan 67 yaşındaki Recep Demirci ise evinin bahçesinde kulübesinde bağlı olan köpeğinin gece saatlerinde zincirinin kopartılarak kaybolduğunu anlattı. Demirci, "Gece köpeğin sesini duymayınca çıkıp kulübesine baktım. Köpeği bağladığım zincir kopmuştu. Bir gün sonra komşunun köpeği de kayboldu. Köpeklerimizin ayaklarını köyün dışındaki ormanlık alanda köylülerimiz bulmuş. Bunu yapan hayvan kurt olabilir. Ama görmedik kesin bir şey söyleyemiyoruz" dedi.

23 Kasım 2015 Pazartesi

Tekinsiz ve Perili Evler


Gıcırdayan ahşap sesleri, ürkütücü görünümleri ve bilinmeyen geçmişleriyle, yaşamışların anıları kadar biz fanilerin korkulu düşlerine de kaynaklık eden ahşap evler vardır. Bazısı taş evdir, bazısı kaledir, kuledir, camiidir, zindandır, kilisedir, mahzendir, samanlıktır. Ama hepsinin girebileceği yegane kategori tekin olmadıkları yönündeki rivayetler ve halk arasında korkulu yerler olarak nam salmış olmalarıdır.

Perili ve Tekinsiz Evler denilen bu yerler henüz tam olarak incelenmemiş olsalar da ülkemiz de pek çok örnekleri bulunmaktadır. Kayboluyormuş gibi gösterilen Bakırköy’deki meşhur perili köşk, geceleri çığlık seslerinin geldiğine inanılan Molla Zeyrek Camisi’nin yanındaki park, Yusuf Ziya Paşa köşkü, Büyükada’daki Alman Generalin Evi adı verilen bina gibi mekanlar hakındaki söylentiler büyür ve bazen şehir efsanelerini oluşturur. bahsedildiği duyulmuştur.

12226938_1104120169605970_1868323484781631909_n (1)
Perili Evler inancı her ne kadar Osmanlı döneminin bir yansıması olarak görülse de temeline inildiğinde İslamiyet Öncesi Türk Destanları’na kadar uzanmaktadır. Eski Türkler doğa şekillerinden cisimlere pek çok şeyin birer ruh taşıdığına inanıyordu.
Tabiat unsurlarına canlı varlık gözüyle bakarlar ve onların iyi veya kötü tarafa meylettiklerine inanırlardı. Eski Türkler doğada var olan bu ruhlara genel olarak yer-su adını verirlerdi.Yine bu doğanın içindeki gizli ruhlara İzi/İye adını verirlerdi.Perili evler ve tekinsiz yerler inancı ise bu inanışa bağlı olarak Ev İyesi inancının bir yansımasıdır. Ev İyeleri hayvan şeklinde de görülebilirler. Özellikle “evin yılanı” adıyla anılacak şekliyle bahsi geçen anlatmalar söz konusudur. Olağanüstü özellikleri daha eski dönemlerde tanrısal düzeyde iken günümüze yaklaştıkça hayalet şeklinde anılır olmuşlardır.

Evlerde sesler duyulması ve eşyaların hareket etmesi inanışlar içerisinde oldukça yoğun bir şekilde bahsedilmektedir. İstanbul’dan ,Erzurum’a Halk bu gibi yerlere tekin değil diyerek buradaki varlıklardan uzak durulmadığı takdirde bir zarar göreceklerine inanmaktadır. Bu inanışla ilgili olarak Anadolu’da bu tür olaylarla ilgili olarak bu varlıklar evin piri, evin sahibi, evin bekçisi gibi isimlerle anılmaktadır.

Memorat kavramıyla ilgili olarak ve bu tür deneyimleri daha geniş bir şekilde incelediği için Özkul Çobanoğlu’nun bu konuyla ilgili yaptığı çalışması kesinlikle başvurulması gereken en önemli araştırmalardan biridir.
12274441_1101550853196235_4968072549034786185_n
Olay çeşitliliği ve perili ev inançlarıyla doğrudan ilgili olması açısından görülmelidir. İnancın temelinden ve günümüze olan yansımasından sonra perili evler ile ilgili inancın görülme şekilleri ve olaylara değinebiliriz. Aktardığım olaylar kısmen benim kendi duyduklarım olduğu için ve kimden duyduğum o zamanlarda kayıt altına alınmadığı için ilk söyleyeni unutulmuştur ama örnek olay olması açısından sırası geldikçe burada değineceğim.
Nasıl ki doğaüstü varlıklar arasında üç tip sınıflandırma söz konusuysa bu inanç kendi içerisinde çeşitli alt kategorilere ayrılmaktadır. Bunlar şunlardır;
1.Hakkında söylenti olan ama içerisinde doğaüstü memoratlara dair bir yaşanmışlık bulunmayan evler,
  1. Hakkında söylenti olan ve içerisinde doğaüstü memoratlara dair pek çok olay anısı barındıran evler.
  2. Eskiden kilise mahzeni, mezarlık, çöplük, bataklık, kuyu gibi normal şartlarda halkın doğaüstü varlıkların yaşadığı yerler olduğuna inandığı yerlerin üstüne yapılmış ev, arazi, park türü yerlerle ilgili olanlar.
  3. Eski savaş alanları, toplu mezar bölgeleri, tabya yıkıntılarının olduğu yere yapılan evlerle ilgili anlatılan öykülere konu olan evler.
  4. Altında yatır, evliya türbesi bulunduğuna dair hikayeler anlatılan yerler.
  5. Daha önce içinde birisinin öldürüldüğü veya intihar ettiği otel odaları, apartman daireleri veya o evin belli bölgeleri ile ilgili olan yerler.
  6. Sahibinin öldükten sonra orada halen varlığını sürdürdüğüne inanıldığı yerler.
  7. Belli bir büyünün tesiri altında olduğuna inanılan yerler.
Bu kategorilere ve olay açıklamalarına değinmek gerekirse;
1.Hakkında söylenti olan ama içerisinde doğaüstü memoratlara dair bir yaşanmışlık bulunmayan evler:
Bu tür yerler genellikle eski ve ürkütücü yerler olması açısından, görüntüsü ve toplumun söylentileri nedeniyle adı perili köşke çıkmış yerlerdir. Yukarıda bahsettiğim Bakırköy’deki perili köşk buna örnektir. Rüzgarın gıcırtıları ve anlık göz yanılmaları bu tür evlerin tekinsiz olmalarıyla şöhret salmışlardır. Ama hiçbir doğaüstü memorata konu olmamışlardır halkın sözlerinde, söylentilerinde varlık gösterirler.
12182518_1096863330331654_2588718587714320312_o
2.Hakkında söylenti olan ve içerisinde doğaüstü memoratlara dair pek çok olay anısı barındıran evler:
Gerçek manada perili evler bu kategoriye girer. İster içinde daha önce yaşamış insanların görüntüleri olsun, ister poltergeist olaylarının yaşandığı yerler olsun, ister doğaüstü varlıkların mesken tuttuğuna inanıldığı yerler olsun bu kategoriye girer. Evlerin bazı bölümleri özellikle mimlidir, en çok memorat orada yaşanmıştır. Hakkında çok çeşitli söylentiler olsada enteresan nokta bu tür yerlerin geçmişlerinde büyük acıların, üzüntülerin yaşanmış olmasıdır.
12227795_1102041116480542_3941723066426556290_n

Yazının devamını web sitemizden okuyabilirsiniz.

KÖTÜ RUHLAR - Poltergeist


Poltergeist (Kötü Ruh), genellikle “yaramaz” ve bazen kötü niyetli bir ruhun, sesler çıkararak, nesneleri hareket ettirerek veya insan / hayvanlara hücüm ederek kendi varlıklarını ortaya çıkardıkları paranormal olaya ve bu ruha verilen addır. Poltergeist kelimesi, Almancadaki “poltern” ( vurmak) ve “geist” ( ruh) olan iki kelimenin bileşiminden gelir. Bazı poltergeist vakaları açıklanamadığı gibi gerçek ruhlarla bağlantısı olabileceği düşünülürken, başka vakalarda bu fenomenin, bir kişi tarfından bilinçsiz psikokinezi üretilmesi sonucunda oluştuğu sonucuna varılmıştır. Poltergeist kavramı yabancı kökenli olduğu için, bizim folkumuzda bu tür varlıklar ise; cin,ifrit,iblis kavramları ile anılırlar. Sıkça raslanan Poltergeist aktiviteleri, taş, pislik ve başka küçük obje yağmurları; hareket eden veya fırlatılan nesneler ( hatta büyük mobilya gibi ); yüksek volumlü sesler ve çığlıklar ; ve iğrenç kokular olarak sayılabilir.

3464852_f520
Teknoloji geliştikçe poltergeist olaylarının da buna da uyum sağlandığı gözlemlenmiştir. Telefondaki veya elektronik aletlerdeki parazitler ve açılıp kapanması, ışıkların açılıp kapanması gibi. Bazı olaylarda Poltergeist'ın, yaşayan varlıklara karşı çimdikleme, ısırma, vurma ve cinsel taciz gibi saldırılarda da bulunduğu söylenmektedir. Genellikle Poltergeist aktivileri aniden başlar ve aniden biter. Bu olayların devamlılık süresi birkaç saat veya ayı geçebildiği gibi, bazı vakaların birkaç yılı geçkin süredir devam ettiği rapor edilmiştir. Aktiviteler neredeyse daima geceleri bir kişinin huzurunda vuku bulur. Tipik olarak bu kişi “aracı” yani, aktiviteleri çeken veya aktivitelere odak olan kişidir. Birçok paranormal veya psikokinesi olarak belirlenen poltergeist olaylarında “aracı” etmendir. “Aracı” genellikle bayan ve yirmi yaşın altındadır. Poltergeist rahatsızlıkları erken zamanlardan beri tüm dünyada vuku bulmaktadır.
1121004-poltergeist
70'li yılların sonlarında Parapsikolojist Alan Gauld ve A.D. Cornell, 1800 yılından beri meydana gelen olayları için bir bilgisayar analizi yaptılar. Analizin sonucunda 63 genel karakteristik tanımladılar. Bunlardan bazıları aşağıdadır; Olayların ; % 64'ü küçük objelerin hareketini içeriyor %58'inde geceleri daha aktif olduğu belirlenmiş % 48'i belirgin hafif vuruşları içeriyor % 36'sı büyük nesnelerin hareketini içeriyor % 24'ü bir yıldan uzun sürdüğü belirlenmiş % 16'sı poltergeist ile aracı arasında iletişim kurulduğu belirlenmiş %12'sinde pencerelerin açılıp kapanması belirlenmiş.
  1. yy dan evvel poltergeist aktivitelerine şeytanın, iblislerin, cadıların ve ölülerin ruhlarının sebep olduğuna inanılırdı. Gaul- Cornell analizi sonucunda, olaylardan yalnız %9'u şeytan, % 7'si cadılar ve %2'si ölülerin ruhlarıyla ilişiklendirilmiştir. Şeytanla veya cadılarla ilişiklendirilen olayların çoğu batılı olmayan ülkelerde meydana gelmiştir. Seanslarda meydana gelen poltergeist aktiviteleri ise ruhlarla ilişiklendirilmiştir. 19.yy.sonları ve 20. yy başlarında artan ve gelişen psişik araştırmalar, poltergesit aktivitelerinin hakiki olduğunu doğrulamakta oldukça yardımcı olmuştur. Bu konudaki ilk araştırmacılarıdan ikisi , Psişik Araştırma Derneğinin kurucuları olan Sir William Barret ve Frederick W.H. Meyers'dir. Özellikle Meyers Poltergeist olaylarının gerşek olduğuna ve hayalet olaylarından tamamen farklı olduğuna inanıyordu. 1930'larda ruhbilimci ve parapsikolog olan Nandor Fodor, bazı poltergeist olaylarının ruhlar tarafından değil de, bastırılmış öfke, kin ve seksüel gerilimden dolayı şiddetli acı çeken “aracı” ( olayların odağı olan kişi ) tarafından meydana getirildiği teorisini geliştirmiştir. Fodor birkaç olayda başarıyla teorisini kanıtlamıştır.
paranormal-poltergeists

Yazının devamını web sitemizden okuyabilirsiniz.

Köpek Öldüren Kanalının Gizemi

ALINTIDIR : Ünlü köpek öldüren kanalı tek kelimeyle yılan hikayesine dönen bir konudur. Değerli araştırmacı yazar Glovanni Scognamıllo’ nun büyük bir zevkle ve ilk defa okuduğum “İstanbul Gizemleri” adlı yapıtının 37. Sayfasında Haluk Egemen Sarıkaya’ya dayanarak yazdığı pasajda şöyle diyor: “ Köpek Öldüren Kanalı denilen bu dehlizin Yerebatan Sarayı’nın gizli bir girişinden başlayarak kuzeydoğu yönünde ilerlediği ve boğazın Marmara’ya açıldığı yerde denizaltından geçtiği, Üsküdar’dan itibaren de güneydoğuya doğru bir açı yaparak, düz bir hat halinde önce Üsküdar-Kadıköy sahillerinin ve daha sonra da yine Marmara’nın altından uzanıp Kınalı ada’ya ulaştığı ve buradaki manastırda son bulduğu belirtilmektedir.

”Haluk Egemen Sarıkaya ise Scognamıllo’ nun yazdıklarına göre dayanak noktası olarak bunda 80 sene önce yazılan “İstanbul’un Yedi Harikası” adlı kitabı kaynak olarak gösteriyor. Şimdi işin gerçek yönüne gelelim. Adı geçen “İstanbul’un Yedi Harikası” adlı kitabı Sarıkaya’nın görmüş olduğunu hiç mi hiç zannetmiyorum. Çünkü 1971’li yıllarda bu kitabın varlığını ve ünlü “Köpek Öldüren Kanalı”nı kendisine ben anlatmıştım. Kitabın orijinalini ise bir Ermeni vatandaşımızın kitaplığında ilk defa gören de benim. Ne yazık ki adı geçen kitap bugün ne Beyazıt, ne de Süleymaniye kütüphanesi arşivlerinde gözükmüyor. Şimdi yıllar önce bahsettiğim kişinin evinde gördüğü ve Osmanlıca’sından pasajlar çevirdiğim arkadaşımın dedesinin söylediklerini en doğru biçimde anlatayım. Her şeyden önce bu kitapta yazıldığı kadarıyla bu kanal Yerebatan Sarayı’nın gizli bir bölümünden başlamıyor. Bu dehlizin başlangıcı Topkapı Sarayı’nın tam altında bulunmaktadır. Buradan başlayan kanal denizin metrelerce altından aşağı yukarı 150 derecelik bir açıyla Kız Kulesi’ne gidiyor. Kule askeri bölge olduğundan ve defalarca yangınlar geçirip tahrip olduğundan dolayı buradaki dehlizin çıkışının neresi olduğu bilinmiyor. Bu dehliz daha sonra Kız Kulesi’nden Salacak’a kadar uzanıp, buradan da hafif bir kavis çizerek Karacaahmet Mezarlığı’na varıyor. Mezarlıktaki çıkış da bilinmiyor.
karacaahmetcemetery
Aynı kanal yine ilerleyerek nihayetleneceği son durak olan manastıra varmadan önce Moda’da iki ayrı çıkış kapısı veriyor. Bunlardan biri halen Zeynep Kamil Çay Bahçesi denen mekanın yanındaki apartmanın temellerinin altında ve tabii ki tamamen kapanmış durumdadır. İkinci çıkışa gelince eski Modalıların bildiği ve bugün battal bir durumda bulunan eski golf sahası vardır. İşte ikinci çıkış da bu alanın içindeki bir kör kuyunun 15 metre dibinde bulunuyor. Bundan en az 10-20 yıl önce iple sarkarak indiğim bu çıkış ağzı ne yazık ki, sanki kuyunun normal sıvasıymış gibi sonradan sıvandığı alenen belli olan bir biçimde örülmüş bulunuyor.
yerebatan-sarnici_1600
Tespit edebildiklerim bunlardan ibaret. Neyse, arkadaşımın dedesinin anlattıklarına dönelim. “İşte bu kanal daha sonra Moda’dan direkt olarak Kınalı ada’daki manastıra kadar geliyor ve burada son buluyor.” Bu gizemle rahmetlinin bir de şahsi anısı var. Köpek Öldüren Kanalı’nın varlığını ve çıkış noktasını zaten bilen bir keşiş olduğu için kendisi bir gün çok merak ediyor ve yanına sevdiği köpeğini de alarak elinde bir meşale ile dehlize giriyor. Kendisinin anlattığına göre 15 dakika kadar yokuş aşağı bu dehlizde ilerlemeye devam ediyor, ancak yeraltına doğru devam ettikçe hava iyice ağırlaşıyor ve kendisi de korkmaya başlıyor. Sonuçta geri dönüyor ve manastırdaki çıkıştan toprak yüzüne çıkıyor. Neden sonra bir de bakıyor ki köpeği ortada yok. Telaşlanan keşiş dede hemen yeni bir meşale daha yakıyor ve iyice önüne bakarak kanalda 5 dakika daha yürüyor. Bir de ne görsün, köpeğin cesedi yerde durmakta. Bahsettiğim keşiş dede filozof bir adamdı. Bilimsel kitaplardan başka bir şey okuduğunu görmemiştik o güne kadar. Herhangi bir gaz tehlikesini göz önünde bulundurduğundan meşaleyi iyice yüksekte tutarak köpeğin cesedini alıyor ve büyük bir üzüntü içinde çıkışa varıyor. Daha sonra güvenilir bir jeolog arkadaşına bu olayı anlatıyor.
maxresdefault
 Jeologun teşhisi ise şöyle: “Binlerce yıldır varolan bu kanalın dibine karbon monoksit çökmüş besbelli.” Daha sonra keşiş dede bu olayı civarındaki bazı kişilere de boş bulunup anlatınca bu gizemli kanallın adı “Köpek Öldüren Kanalı” olarak kalıyor. Tabi manastır yöneticileri bu olay soruşturulduğunda soranlara hiç da sempatik bakmıyorlar ve şu yanıtı veriyorlar: ”Yok böyle bir şey”. Ama ne yazık ki bu kanal gerçekten var ve binlerce yıldır da gizemini sürdürmeye devam ediyor ve de bu gidişle daha uzun zaman da devam ettireceğe benziyor.
sunken_palace_or_basilica_cistern_istanbul_turkey-wallpaper-1366x768

1 Kasım 2015 Pazar

Korku Yolu - Gözyaşı Yolu


Ormanlık ve dağlık alanda olan bu yol, kadınların korkulu rüyası oldu. Bu yolda tam 43 kadın esrarengiz bir şekilde kayboldu. Kanada'da British Columbia bölgesinde Prince George ve Prince Rupert'i birbirine bağlayan kara yolunun 1,5 kilometrelik bölümünde özellikle kadınlar için araba kullanmak yürek işi. Ücra bölgeden geçen ve etrafı sık ağaçlarla kaplı yolda son 30 senede 43 kız kayboldu.

1185506_192830390914645_2130402057_n

Seri Katil Mi?
Kızlardan bir daha haber alınamazken bölgede seri cinayet fail ya da faillerinin olduğu sanılıyor. Bölgenin coğrafi durumu saldırgana kendisini kolayca gizleme imkanı veriyor. Yolda kayıplara karışanların tamamı genç kız. Yol, tehlikelerinden dolayı "Gözyaşı Yolu" olarak isimlendirilirken yol üzerine de kayıp yakınları tarafından uyarı levhaları yerleştirildi. Tabelalarda kadınların otostopçuları arabalarına almamaları uyarısıyla katilin serbestçe ortalıkta dolaştığını belirten ifadeler var.
Highway_of_Tears
Yolda son kayıp vakası 28 Mayıs 2011'de meydana geldi. 20 yaşındaki Madison Scott'ın arabası bulundu ama kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesi, katilin yakalanmasına yol açacak bilgi verene 100 bin dolar ödül vereceğini bildirdi. Ödüle rağmen bu vaka da diğerleri gibi halen faili meçhul durumda.
HIGHWAY OF TEARS - map of bodies found o-HIGHWAY-OF-TEARS-facebook

31 Ekim 2015 Cumartesi

Konya'da Köylüler Uzaylı mı Vurdu?


Ayşe Özdemir adlı kadın (hâlâ Konya'da yaşamaktadır.), bir akşam üzeri felçli annesine süt almak için yola çıktığında yaşadığı "canavar" (!) olayını şöyle anlatıyor:
"Bizim oturduğumuz köyün çıkışında kime ait olduğu bilinmeyen tek bir mezar vardı. Bu mezardan ne istersen olurmuş. Bazı geceler buranın aydınlandığını görenler de olmuş, bize anlatırlardı.

Ben de annemin sağlığının düzelmesi için orada dualar etmiştim. Bir akşam üzeri evde otururken annem ısrarla gidip taze süt almamı istedi. Ben de yola çıktım. Sütü alacağım yer, 10 dakikalık bir yerdi. Hava kararmıştı. Genç kızdım ve çok korkuyordum. Yolda yürürken ağaçların arasında garip bir ışık demeti parladı. Bu tarla, bizim tarlamızdı ve evimize çok yakındı.
Korktum, koşarak geri dönmeye başladım. Işık demetine yaklaştığımda karşımda bir canavar gördüm. Kocaman gözleri vardı. Öylece kalakaldım. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Daha önce böyle bir hayvan (!) görmemiştim.
f43dcef0317dfb26f5b3723c8c0f556b
Maymun gibiydi. İki kolu, iki bacağı vardı; ama maymun değildi. Onu ve ışık demetini gören yalnızca ben değildim. Çünkü etraftan bağırışlar geliyordu. Geri geri kaçmaya başladım. Canavar arkamdan gelmedi. Sonra da silahlanmış köylülerle karşılaştım. Onlar da çevrede başka canavarlar görmüşler. Ben başka bir konudan konuşarak eve doğru giderken, silah sesleri duyuldu. Ardından ışık kümesi yeniden gökyüzünde parladı. Köylüler, canavarı vurduklarını bağırışırken ben eve geldim. Annemi çok merak ediyordum. Çünkü başak tarlası, annemin oturduğu pencerenin önünde uzayıp gidiyordu.
Odaya koşturdum. Annem yerinde yoktu. Yürümesi imkansızdı. Evde annemden başka hiç kimse de yoktu. Koşarak ve bağırarak annemi aramaya başladım. Annem, bahçenin bir köşesinde ağlıyordu. Oraya nasıl geldiğini söyleyemedi. Hatırladığı, sadece başak tarlasının üzerine inen ışık demetiydi.
Grey-Alien-Concept-Art_photo_medium
Daha sonra da bu tarla üzerinde simsiyah ve yusyuvarlak kocaman bir iz gördük. Ertesi gün vurulan canavarı görmeye gittik. İki ayaklı, iki elli bir yaratıktı. İnsana benziyordu ama insan değildi. Kimse ne olduğunu anlayamadı. Kocaman gözleri vardı. Köyün hocası, uğursuzluktur deyip çok derin bir çukur kazdırıp onu gömdürdü."


Kızıl Gezegende Tren Yolu Bulundu


 Sırlarıyla insanoğlunun ilgisini sürekli üzerinde tutan Kızıl Gezegen'de yapılan son "keşif" fotoğraflarla da belgelendi.Tanınmış Amerikalı araştırmacı ve "sanal" arkeolog Joseph Skipper, Mars gezegeninden gelen fotoğraflarla ilgili yeni bir şaşırtıcı iddiada bulundu. Skipper, fotoğraflardan birinde açık bir şekilde tren rayları, tren istasyonu ve rayların üzerinde taşıyıcı olabilecek bir obje görüntülendiğini söyledi.

fft99_mf1740007
Rus Pravda gazetesinin haberine göre, yüksek çözünürlüklü Google Mars uzay fotoğrafları üzerindeki çalışmalarıyla tanınan Skipper, tam bir taşıma sistemi keşfettiğini söylüyor. Çoğunluk Skipper'ın iddialarını inandırıcı bulmasa da, fotoğraflarda görülen tren yoluna benzer çizgiler ve üzerindeki objenin neyden kaynaklandığı da açıklanamıyor.
769806_129648922678406087449_Original
Bu "raylar" kızıl gezegenin Gale kareterinden 900 kilometre kadar uzağında başlıyor ve kratere kadar uzanıyor. NASA, kraterin bulunduğu bölgeye bir keşif aracı göndermeyi planlıyor. Skipper krater çevresinde yapılar bulunduğunu da belirtiyor, ancak araştırmacılar gezegene yeni bir keşif aracı gönderilmeden bu konunun açıklık kazanamayacağını düşünüyor.
1740003Jpeg-1 1740001Jpeg-1