Efsaneler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efsaneler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2016 Salı

Metal Kürelerin Sırrı


30 Yıl önce güney Afrike'da Batı Transvaal'da bulunan Wonderstone Gümüş Madeninde çalışan madenciler , kuyu açma çalışmaları sırasında metal kürelere rastladılar .
Kürelerin sayısı 200'ü aşıyordu , 1979'da kürelerin birkaçı Johannesburg , Witwaterstand Üniversitesi'nden Jeoloji uzmanı Prof. J.R. Mclver ve Potsshefstroom Üniversitesi'den Prof. Andries Bisschoff tarafından incelendi , metalik küreler biraz basıktılar ve çapları 1 ile 10 cm. arasındaydı .
sphere2
Dış yüzeyleri genelde çelik mavisiydi , dışarıya vuran kızıl yansımalar görülüyordu ve metale gömülü minik benekler vardı , benekler beyaz fiberden yapılmış izlenimini veriyorlardı . Alaşımın nikel/çelik olması doğal değildi çünkü bu kompozisyon kurallarının dışındaydı , ancak metorik bir köken böyle olabilirdi .
image023

Bazılarında bir veya iki cm.lik ince bir kabuk belirlendi ve küreler kırılarak açıldığında içlerinin garip süngerimsi bir madde ile dolu olduğu anlaşıldı ama kısa bir zaman sonra hava ile temas eden bu maddenin küle dönüştüğü gözlemlendi .
Kürelerin analitik yapısı , kayaların özgün yapısı ile hiç ilgili değildi , radyo-izotop teknikleriyle yapılan tarih belirlemelerinde kürelerin en azından 2.8 veya 3 milyar yıllık oldukları belirlenince herkes şok oldu . Güney Afrika Klerksdrop Müzesin'den Roel Marx , bu garip ve gizemli olaya bir gizem daha kattı ; küreler kendi eksekleri etrafında döndürüldüklerinde dışarıya serbest bir tür enerji yayıyorlar ve durdurulduktan sonra çok uzun bir süre aynı enerjiyi yaymaya devam ediyorlardı.
Ottosdal2
Kürelerin yaydığı enejinin türü belirlenemedi , neden yapıldıkları anlaşılamadı , amaçları bilinmiyor ve de kimlerin yaptığı tahmin dahi edilemiyor.
6-6

Medyum Carlos Mirabelli



Carlos Mirabelli(1889-1950) tüm zamanların en iyi medyumu kabul edilmektedir. 2 Ocak 1889’da Brezilya, Sao Paulo, Botucatu’da doğdu. Ruhsal yetenekleri çok küçük yaşlarda ortaya çıktı ve gittikçe gelişerek “Mirabelli Mucizeleri” adını aldı. 1930’larda, cisimleri hareket ettiriyor, gündüz saatlerinde veya uyurken ruhsal görüntüler oluşturuyordu. Sanroki yıllarda ruhsal celseler düzenleyerek, öteki dünya ile ilişkiler kurdu. Aralarında dönemin önemli bilim adamları olan, Miguel Karl, Eurico de G&oacutees, Carlos de Castro ve Thadeu Medeiros’un bulunduğu bir grup uzman Mirabelli’yi uzun süre deneylere tabi tuttular ve sonunda bir şarlatanlık olmadığına karar verdiler. Dünyanın her yerinden gelen bilimcilerin tanıklığı ile gözle görülür medyumik olaylar gerçekleştirmişti; Mirabelli’nin yeteneği ne bugüne kadar tekrarlanabildi, ne de ona yakın yetenekte bir diğer medyuma raslandı. 1927 yılında Brezilya’da yayınlanan “O Medium Mirabelli” adlı 74 sayfalık kitapçıkta, Mirabelli’nin gün ışığında yüzlerce tanığın önünde yeteneklerini sergilediği ve Brezilya’nın sosyal ve bilimsel çevrelerinde olay haline geldiği yazmaktadır.
aabb
Tanıkların arasında, Brezilya Devlet Başkanı, Devlet Sekreteri, iki tıp profesörü, 72 doktor, 12 mühendis, 36 avukat, 89 resmi görevli, 25 subay, 52 banker, 128 iş adamı, 22 diş hekimi ve çeşitli inançlara mensup din görevlileri bulunuyordu. (Kaynak: Zeitschrift fuer Parapsychologie, 1927baskısı) Böylesine önemli bir başka örnek yoktur; Mirabelli aralarında Devlet Başkanı’nın da bulunduğu çok önemli insanların karşısında sınanmış ve yirmiden fazla bilim adamı tarafından test edilerek yeteneği araştırılmıştı. 1927 yılında bir dizi deneyden sonra kurulmasına karar verilen Ruhsal Araştırmalar Akademisi “Academia de Estudos Psychicos” geliştirdiği metodu Avrupalı medyumların da sınanması amacıyla yayınladı.
7955964
Akademi’nin araştırmacıları üçe bölünmüştü; bir grup trans medyumu yani konuşan medyum ile 189 oturum yaparken, diğer bir grup otomatik yazıcı medyumlarla 85 olumlu, 8 olumsuz oturum gerçekleştirdi. Üçüncü grup ise fiziksel fenomenleri araştırıyordu, 63 olumlu, 47 olumsuz oturum yapıldı. Olumlu 40 oturum gün ışığında, 23’ü normal elektrik ışığında medyum bağlanarak yapılmış, daha önce ve sonrasında oda tamamiyle aranmıştı (Kaynak yazar Brian Inglis). Mirabelli temel eğitim görmüş, normal bir bilinçe sahip ve doğduğu yörenin şivesiyle konuşan bir insandı ama transa girdikten sonra 26 dil konuşuyordu; bu dillerin arasında Almanca, Fransızca, Felemenkçe, dört İtalyan diyaleği, Çekçe, Arapça, Japonca, İspanyolca, Rusça, Türkçe, İbranice, Arnavutça, çeşitli Afrika diyalektleri, Latince, Çince, modern Yunanca, Polonyaca, Suriye-Mısırca ve Antik Yunanca vardı. Ayrıca Mirabelli transtayken, tıp, hukuk, sosyoloji, politik ekonomi, politika, teoloji, psikoloji, tarih, doğal bilimler, astronomi, felsefe, mantık, müzik, ruhçuluk, okültizm ve edebiyat konularında saygın ve ciddi konuşmalar yapıyordu (Kaynak: Greber 1970).
indir
Bir diğer olay fakültedeki deneylerde yaşandı, Mirabelli 28 ayrı dilde yazıyordu; oturuyor, yazmaya başlıyor ve usta bir yazarın yazma hızını iki defa aşan bir hızla yazıyordu.
İşte örnekler;
  • 15 dakikada Polkça 5 sayfalık “Polonya’nın Yeniden Doğuşu”nu,
  • 20 dakikada Çekçe 9 sayfalık “Çekoslovakya’nın Bağımsızlığı”nı,
  • 12 dakikada İbranice 4 sayfalık “Slander”i,
  • 40 dakikada Persçe 25 sayfalık “Büyük İmparatorlukların Dengesizliği”ni,
  • 15 dakikada Latince 4 sayfalık “Ünlü Çeviriler”i,
  • 12 dakikada Japonca 5 sayfalık “Rus-Japon Savaşı”nı,
  • 22 dakikada Surca 15 sayfalık “Allah ve Peygamberleri”ni,
  • 15 dakikada Çince 8 sayfalık “Buda için Apoloji”yi,
  • 15 dakikada Sur-Mısırca 3 sayfalık “Hukuğun Kökenleri”ni,
  • 32 dakikada hiyeroglifle 3 sayfalık ama ne olduğu hala deşifre edilemeyen bir text yazdı.
Elle tutulan hayaletin nabzı atıyordu Mirabelli inanılmazdı, Sao Vicente’de bir grup tanığın önünde yapılan bir seansta oturduğu koltuktan iki metre yükseldi ve o durumda iki dakika havada durdu. Anlatılan bir diğer olay daha da şaşırtıcıdır, Luz Tren istasyonunda arkadaşlarının ve diğer yolcuların gözlerinin önünde birden kayboldu, 15 dakika sonra 90 km uzaktaki Sao Vicente’den istasyonu telefonla aradı. İki dakika sonra herkesin gözü önünde tekrar ortaya çıktı. Ama şimdi okuyacağınız olay daha da çarpıcıdır; Üniversite laboratuarlarında yapılan bir seans sabah saat 9:00’da başlamıştı, deney odasında bulunan gözlemcilerin arasında bulunan on kişi bilim doktoru ünvanına sahipti. Mirabelli transa girer girmez tam önünde küçük bir kız çocuğu belirdi.
544749_orig
Odada bulunan Dr. Ganymede de Souza şok geçiriyordu, kız birkaç ay önce ölen kendi kızıydı ve üzerinde gömülürken giydirilen elbise vardı. Gözlemcilerden Albay Octavio Viana, kıza dokundu ve nabzını hissettiğini söyledi ve küçük kız sorulan sorulara normal sesiyle, normal cevaplar veriyordu. Fotoğraflar çekildi ve araştırma raporuna eklendi. Sonra küçük kız solarak veya erir gibi yavaş yavaş kayboldu; olay gün ışığında 36 dakika sürmüştü. Deney devam etti; bu kez deney odasında ortaya çıkan görüntü bir ay önce bir deniz kazasında ölen Rahip Jose de Camargo Barros’du, Rahip odadakilerle konuştu, tamamiyle maddeseldi, kalbi atıyordu, doktorlar dişlerine, karnına ve parmaklarına dokundular, sonra o da kayboldu.
2925737_orig
Bilim adamlarının dili tutulmuştu, yaşadıkları olayın anlamını aramayı bırakmışlar, hayretle kendileri gibi bir insana benzeyen Mirabelli’nin farkının ne olduğunu merak ediyorlardı. Deneyler devam ettirildi. Santos kentinde yapılan deneyler, öğleden sonra saat 03:15’de başlatıldı. Salonda 60 tanık vardı, tanıklar daha sonra olanların yazıldığı raporu hep birlikte imzaladılar. Yine bir görüntü oluşmuştu; bu kez yeni ölen saygın doktor Bezerra de Meneses karşılarındaydı, ölü doktorun görüntüsü uzun uzun konuşarak, tanıkların kendisiyle konuştuklarından emin olmalarını istedi. Sesi çok geniş olan salonun her yerine megafonla iletildi ve fotoğraflar çekildi. 15 dakika süreyle iki doktor o bedeni muayene ettiler ve sonuçta anatomik olarak karşılarında normal bir insanın bulunduğunu açıkladılar. Bu arada ölü doktor bazı izleyicilerle el sıkıştı ve sonra kaybolmaya başladı. Önce ayakları sonra sırasıyla bacakları, karnı, kolları ve sonunda başı yok oldu.
4715457_orig
Tüm deney sırasında Mirabelli oturduğu koltuğa sıkı sıkı bağlıydı, kapılar ve pencereler özel bir mühür basılarak özenle kapatılmıştı. Çekilen fotoğraflarda ölü doktorla beraber Mirabelli’de açıkça görülüyordu. Bir diğer seansta Mirabelli tanıklarının gözlerinin önünde birden kayboldu ve yandaki odada ortaya çıktı, oysa bağlıydı ve ipler hala çözülmüş olarak üzerindeydi ve de kapılarda, pencerelerde bulunan mühürler bozulmamıştı. Mirabelli, medyumlar evrenin en olağanüstü örneği olarak daima anımsanacaktır ve sırrını beraberinde hep ilişkide olduğu öte yana götürdü.
bbbbbbbbbbbbbb

8 Aralık 2015 Salı

Kutsal Kasenin Sırrı

               
İngiliz şifre uzmanları, Staffordshire bölgesindeki küçük bir anıtın üzerinde bulunan esrarengiz yazıttan yola çıkarak İsa'nın ‘Kutsal Kase'sinin yerini belirlediklerini iddia ettiler. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların şifreleme makinesi ‘Enigma'yı çözen Bletchley Park adlı merkezde görevli uzmanların bu keşfi yakında açıklamaları bekleniyor. İngiliz uzmanlar, Staffordshire bölgesinde bulunan ‘Çobanın Anıtı'nın üzerindeki harflerin sırrını çözebilmek için mayıs ayından beri çalışıyor. Anıtın üzerinde ‘D OUOSVAVV M' harfleri bulunuyor ve bu harflerin taşıdığı gizin insanları Kutsal Kase'nin yerine götüreceğine inanılıyor. Yaklaşık altı aydır bu harflerin sırrını çözmeye çalışan Bletchley Park'ın şifre kırıcılarının 250 yıllık gizi çözdüğü düşünülüyor.
shepherds_monument
Anıtın bulunduğu bölge, turist akınına uğrarken, dünyanın dört bir yanından deneyimli ve deneyimsiz şifre çözücüler de bu şifreyi çözebilmek için uğraşıyor. İngiltere'de bir parktaki anıt üzerinde bulunan şifrenin Hz. İsa'nın son akşam yemeğinde kullandığı ‘Kutsal Kase'nin yerini işaret ettiği yolundaki iddia büyük tartışma yarattı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanların ‘Enigma' şifresini çözen çift de tartışmaya katıldı. Anıtta yer alan izlerin Osmanlı denizcilik haritalarının izdüşümü olduğu ve ‘Kutsal Kase'nin yerini işaret ettiği de öne sürüldü. En çok da Amerikalı bir uzmanın geliştirdiği deşifre metodu ilgi gördü. Her şey geçen mayıs ayında Lord Lichfield'in atalarından kalma Staffordshire'deki malikanesinde bulunan Çoban Anıtı'nda yer alan 10 harfli şifrenin ne olduğunun bulunması için ödüllü bir yarışma açılmasıyla başladı.
Almanların efsanevi ‘Enigma' kodunu çözen Bletchley Park kriptografları da bu yarışa davet edildi. O zamandan beri şifrenin ne olduğuna dair çeşitli iddialar ortaya atıldı. Kase'yle İlgili Değil Yarışmayı açan Shugborough Hall'den Kerim Caddy çok sayıda teori üretildiğini şifreyi Kutsal Kase ve Osmanlı haritalarına dayandıran bir iddianın da gündeme geldiğini söyledi. Caddy ‘Bu teoriye göre izler muhtemelen Osmanlı haritalarının (Piri Reis'in haritaları olabilir) izdüşümü ve Kutsal Kase'ye işaret ediyor' dedi. Bugün 86 yaşında olan Oliver Lawn ve eşi Sheila İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanların şifrelerinin çözülmesi için çalıştılar. Şimdi de Çoban Anıtı'ndaki esrarı çözmenin peşindeler. Lawn bu şifre için ‘Enigma'dan bile daha zor' dedi. Eşi Sheila ise şifrenin Kutsal Kase ile ilgisi bulunmadığını dul kalan lord'un eşi için yazdırdığı duygusal bir cümle olduğunu öne sürüyor. Sheile'ya göre şifrenin çözümü latince ‘Optima Uxoris Optima Sororis Viddus Amantissimus Vovit Virtutibus' (En iyi eş en iyi kız kardeş seni en çok seven dul sadakat yemini eder) cümlesinin kısaltılmışı. Oliver Lawn ise ‘10 harfli bir şifre için minimum düzeyde çözülmüş bir şifreye sahip olmanız gerekiyor. Şifre yoksa 10 harfli bir kodu kesin bir şekilde çözmek mümkün değildir' diyor.
templiers
Kutsal Kâse, Türkiye'de olabilir mi? Nazilerin ünlü ‘Enigma' şifresini çözen Bletchley Park, kapılarını Türk basınında ilk kez Hürriyet'e açtı. Son günlerde Hz. İsa'nın Kutsal Kase'sinin aranması konusuyla da gündeme gelen Bletchley Park Vakfı Başkanı Christine Large; "Kutsal Kase'nin esrarını çözmek için Türk haritacılardan yardım bekliyoruz." dedi. Large'ye göre kase Türkiye'de olabilir. İkinci Dünya Savaşı'nda Nazilerin ünlü şifre makinesi ‘Enigma'yı çözerek ün yapan İngiliz şifre uzmanları çalışma merkezleri ‘Bletchley Park'ın kapılarını Türk basınında ilk kez Hürriyet'e açtı. Ünlü istihbarat merkezi günümüzde de Hıristiyan dünyasının kutsal eşyalarından Hazreti İsa'nın kasesinin bulunması için yaptığı çalışmalarla yeniden gündeme geldi.
Holy_Grail
1973 yılında bir şifre kırıcısının Fransa'da yayımladığı kitapla çok gizli faaliyetleri ortaya çıkan Londra'ya 90 kilometre mesafedeki Bletchley Park'ın başkanı Christine Large, savaş sırasında 10.000 kişinin çalıştığını söyledi. Türk Haritacılar Bletchley Park'ta görevli bir Amerikalı şifre uzmanının Kutsal Kase'nin sırrının çözülmesiyle ilgili yeni bir teori ortaya atmasıyla dünya basınının bilgi almak için peşinde koştuğu başkan Christine Large; "Amerikalı şifre kırıcısı kimliğini açıklamak istemiyor ve biz onun adına teorisini basına anlatıyoruz. Bir altı ay kadar daha yeni açıklamalarımız olacağını sanmıyorum." dedi. ‘Kutsal Kase'yi bugüne kadar İsrail Yunanistan sahiplendi. Sizin Amerikalı şifre uzmanının son teorisine göre ise Stafforshire bölgesindeki Çoban Anıtı Kutsal Kase'nin Kanada'da olduğuna işaret ediyor. "Kutsal Kase Türkiye'de olamaz mı?" sorusuna Christine Large şu cevabı verdi: "Kutsal Kase Türkiye'de de olabilir. Şu anda Amerika da olan bir şifre uzmanımız Shugborough Hall'deki Çoban Anıtı'nda bulunan işaretleri incelerken Osmanlı haritalarındaki yerlere bağlantı kurdu. Osmanlı denizcilik haritalarıyla ilgili teoriyi geliştiren iyi bir harita uzmanı profesyonel şifre kırıcısı değil fakat anıtın taş kısmı üzerindeki 1 2 3 rakamlarının Osmanlı haritasında Kutsal Kase'nin yerini gösterdiğini ileri sürerek katkıda bulundu.
stones23344525 generale

Yazının devamını web sitemizden okuyabilirsiniz.

5 Aralık 2015 Cumartesi

Kutsal Kase


Sadece Bir Efsane mi? Kutsal Kase efsanesi, Batı Hıristiyanlığında en uzun soluklu efsanelerden biridir. Efsaneye göre Kutsal Kase, Hz. İsa'nın Yahudi ve Romalıların oluşturduğu askeri bir güç tarafından yakalanıp çarmıha gerilerek idam edilmesinden önce Havarileri ile yediği son akşam yemeğinde kullandığı veya çarmıh esnasında Aramatyalı Yusuf'un İsa'dan akan kanı doldurduğu ya da her ikisini de kapsayan; yani hem İsa'nın son akşam yemeğinde şarap içtiği hem de kanının doldurulduğu kasedir. İsa'nın kanının içinde bulunduğuna inanılan bu Kase, efsaneye göre Aramatyalı Yusuf tarafından asırlardır saklandığı İngiltere'ye götürülmüş ve etrafı boş arazilerle çevrili gizemli bir manastırda iyileşmeyen bir yaradan dolayı acı ve ıstırap çeken gizemli bir kral tarafından korunmaktadır. Bu Kasenin bulunması, Kral Arthur'un savaşlarının temel ilgi alanı olmuştur.

Kutsal Kase efsanesi ile ilgili ilk bilgiler, Chretien de Troyes'in "The Conte del Graal" (1180) (Kase Efsanesi) adlı romanında bulunmaktadır. Bu romanın ardından 60 yıl içinde (1180-1240) bu efsaneyle ilgili çoğu Fransızca olmak üzere çeşitli Batı dillerinde pek çok roman kaleme alınmıştır. Bu romanlar, efsaneyle ilgili aşağı yukarı aynı bilgileri ihtiva etmekteydi. Temelde bunlar ya Kutsal Kase'nin ortaya çıkarılması serüveni ve bu süreçte yaşanan olaylar ya da bizzat Kutsal Kase'nin tarihi ile ilgili bilgiler ihtiva etmektedir. Kutsal Kase efsanesi, 1240'lardan 1800'lü yılların başlarına kadar pek fazla gündemi meşgul etmemiştir. Ancak 19. yüzyılda orta-çağ tarihi ve efsaneleriyle ilgilenen batılı araştırmacılar sayesinde bu efsane tekrar başta romancılar olmak üzere tarihçi ve mitolojiyle ilgilenen araştırmacıların dikkatini çekmeye başlamıştır.
grail1939
Günümüzde ise Dan Brown'un yaklaşık iki yıldır en çok satan romanlar listesinin başında yer alan Da Vinci Şifresi adlı romanı ve Tapınak Şövalyeleri ile ilgili yazılan kitaplarla gündeme taşınan Kutsal Kase efsanesi son günlerde İngiliz şifre uzmanlarının, Staffordshire bölgesindeki küçük bir anıtın üzerinde bulunan esrarengiz yazıttan yola çıkarak İsa'nın ‘Kutsal Kase'sinin yerini belirledikleri ve bu yerinde ülkemiz sınırları içinde olduğunu iddialarıyla yeniden medyanın ilgi konusu olmaya başlamıştır. İşte biz de bu yazımızda bir Dinler Tarihi araştırmacısı olarak Kutsal Kase'nin gerçekte ne olduğu ve bunun ülkemiz sınırları içinde olup olamayacağını kısaca irdelemek istiyoruz. Bu bağlamda ilk önce Kutsal Kase'nin mahiyeti ile ilgili yukarıda anlattığımız efsanenin bir an doğru olduğunu yani Kasenin İsa'nın havarileriyle yediği son akşam yemeğinde kullandığı ve çarmıha gerilişi esnasında akan kanının içinde bulunduğu Kase olduğunu varsayalım.
isa
Kutsal Kase'nin tarih boyunca çeşitli efsanelere, savaşlara ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulara sebebiyet verdiği gerçeğinden hareketle onun basitçe sadece İsa'nın kullandığı veya kanının içinde bulunduğu bir kadeh olmasının mantıklı olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle Da Vinci Şifresinde ifade edildiği üzere Kutsal Kase'nin bir kadeh değil, İsa'nın neslini rahminde taşıyan Mecdeli Meryem'in rahmi olduğunu düşünüyoruz. Çünkü başta Roma Katolik Kilisesi ve diğer Hıristiyan Kiliselerinin iddiasının aksine Hz. İsa, Mecdelli Meryem ile evliydi ve muhtemelen bu evlilikten çocuğu vardı. Zira İsa'nın bekar olması mümkün değildi. Çünkü o bir Yahudi idi ve dönemindeki Yahudi geleneğine göre evlilik çağına gelmiş bir Yahudi'nin bekar kalması yasaktı. Eğer İsa, bu geleneğe aykırı davranarak evlenmemiş olsaydı İnciller mutlaka bundan bahseder ve normal olmayan bu bekarlığın açıklamasını yaparlardı.
History_AH_Is_There_Really_a_Holy_Grail_SF_HD_still_624x352
Nitekim Kutsal Kase ilgili anlatılan bazı efsanelerde İsa, yakalanıp öldürüleceğini anlayınca kendinden sonra öğretisini devam ettirmek için eşi ve neslinin taşıyıcısı olan Mecdelli Meryem'i seçmiş ve ona gerekli talimatları vermişti. Ancak Petrus, bir kadının arkasında ikinci sırada kalmak istemediği için cinsiyet ayırımcılığı yapmış ve Mecdelli Meryem'in İsa ile evli olmadığını, onun gerçekte bir fahişe olduğu tezini yayarak İsa'nın kilisesini kurmak için onu değil kendisini seçtiğini iddia etmiştir. Bunun üzerine Mecdelli Meryem çocuğunu da beraberine alarak Fransa'nın Gaul bölgesine göçmüş ve orada Merovenj sülalesinin kurucusu olmuştur. Dolayısıyla bu efsaneye göre Kutsal Kase, aslında İsa'nın havarileriyle yediği son akşam yemeğinde kullandığı veya çarmıh esnasında kanının doldurulduğu kadehi değil, Mecdelli Meryem'i yani İsa'nın soylu neslini taşıyan kadını sembolize etmektedir. Eğer Kutsal Kase, İsa'nın soylu neslinin taşıyıcısı olan Mecdelli Meryem'in rahmini temsil eden bir sembol ise o zaman bu sembol Hıristiyanlık tarihinde niçin hep bir sır olarak kalmaya devam etmiştir? Kanaatimizce bu sorunun yanıtını günümüz Hıristiyanlığının mimarı olan Pavlus'un teolojisinde ve Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğunun resmi dini olarak kabul edildiği 4. yüzyıldan itibaren yaşanan gelişmelerde aramak gerekir.
388281-3-4-10966

Yazının devamını web sitemizden okuyabilirsiniz.

Kutsal Balıklar


Bu Balıklar Öldüğünde Defnediliyor Kutsal balıklar köy mezarlığına defnediliyor Malatyanın Arguvan ilçesine bağlı Kızık köyü sakinleri, kutsal olarak gördükleri balıklar için kurban kesiyor, öldüklerinde de, dualar eşliğinde köy mezarlığında toprağa veriyor. Kızık köyü Muhtarı İbrahim Boz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 700 yıl önce kurulan köydeki balıkların kutsal kabul edildiğini ifade ederek, içme su kaynağının bulunduğu yerde yapılan havuzlarda beslenen balıklardan "hastalara şifa, çocuğu olmayanlara da çocuk" dileğinde bulunulduğunu söyledi. Boz, balıkların kutsal kabul edilmesinin hikayesinin de ilginç olduğunu dile getirerek, şunları anlattı: "Zamanın birinde, köy muhtarı içme suyu olarak da kullanılan kaynaktaki balıkları alıp dışarı atmış. Ondan sonra muhtarın oğlu, kızı, hanımı ve kendisi bir yıl içinde vefat etmiş ve ailesinden kimse kalmamış. Bu olaydan sonra balıklar tekrar türemişler.

154085-kizik-koyu-kutsal-baliklar 163085_3
O günden beri bu olay köyde büyük bir yankı uyandırmış, hatta rüyalarında gördüğünü söyleyenler olmuştur. Köylü bu olayı kutsal kabul etmiş. Kıbrıs Barış Harekatı sırasında birgün köylüler bu balıkların kayıp olduğunu, ertesi gün geldiğini ve balıkların sırtında yara izi olduğunu görmüşler." Çevre köylerden de balıkları görmek için gelenlerin olduğunu belirten Boz, balıkların başında kurban kestiklerini, çocuğu olmayanların çocuk, hasta olanlarında şifa dileğinde bulunduğunu kaydetti. Boz, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu balıkların içinde bulundukları suyu içerek veya evlerine su götürerek banyo yapıp, başta sara hastalığı olmak üzere bir çok hastalığa iyi geldiğine inanılmakta. Her cuma gecesi, çevre köylerden ve bizim köy de dahil olmak üzere insanlar burada toplanarak mum yakıp, dua ediyor. Ölen balıklar ise dualar eşliğinde köy mezarlığına defnediliyor." Öte yandan, Arguvan ilçesi Kaymakamı Mehmet Maraşlı Kızık köyündeki "kutsal balıkların" bulunduğu havuzlarda incelemelerde bulundu. Maraşlı, havuzların bakım ve onarımı ile çevre düzenlemesi için gerekli çalışmaların yapılacağını söyledi.
balik-kutsal2
Malatya'nın Arguvan ilçesine bağlı Kızık köyünde kutsal olduğuna inanılan balıklar öldüğünde kefenlenip cenaze töreni düzenlenerek köy mezarlığına defnediliyor. Kızık köyü merkezinde, su kaynağının olduğu yerde bulunan 2 havuzdaki balıklar, kutsal kabul ediliyor ve yenilmiyor. Köylüler, ölümleri halinde balıklar için cenaze merasimi düzenliyor. Ölen balıklar, diğer hayvanlar tarafından yenilmesin diye kefene sarılıp dualar eşliğinde köy mezarlığında toprağa veriliyor. Köylüler, taşlarla mezar düzenlemesi de yapıyor. Köydeki kadınlar yemek yedikleri kapları balıkların bulunduğu havuzlara hem balıkların beslenmeleri için hem de kaplarının temizlenmesi için bırakıyorlar. (Ramazan TAŞTAŞ - Anadolu Ajansı)

balik_cenaze-jpg20140124121707



30 Kasım 2015 Pazartesi

Kurtadam Klanları


BLACK FURIES:
bu klanın en büyük özelliği tamamen dişilerden oluşmasıdır. Kabile içinde doğan erkek çocukları eski bir gelenek yüzünden çoğunlukla öldürülür. Erkeklere karşı çok önyargılı olan üyeler, kadınların Toprak Ana'yla özel bir bağı olduğuna inanırlar. Fenris'in çocukları ile aralarında çok eski ve çok güçlü bir düşmanlık vardır.
BONE GNAWERS:
İnsanların şehirlerinde varlığını sürdürebilmiş iki kabileden biridir. Genellikle şehirlerin fakir ve harap bölgelerinde sefalet içinde yaşarlar. Son derece kurnazdırlar. Fiziksel görünüşleri çok kötü, hatta acındırıcı olan bu kurtadamlar içlerinde Toprak Ana'nın şefkatini ve ezilmişlerin nefretini taşırlar.

288678
CHILDREN OF GAIA:
Garou (kurtadam) ların belki de en bilge klanıdır. Savaşın her zaman gerekli olmadığına, vahşeti kabullenmenin sadece düşmanın işine yarıyacağına inanırlar. Diğer bütün kabileler onları biraz pasif bulmakla beraber, iyileştirici ve birleştirici doğalarına saygı duyarlar.
FIANNA:
Ozanları ve hikayecileri ile bilinen bu klan ayrıca bir çok büyük savaşçı yetiştirmiş ve efsaneleştirmiştir. Şarkları ve hikayeleri kurtadamların unutulmuş tarihini içinde saklar.
İrlanda onların ata toprağıdır.
516633
GET OF FENRIS:
Eğer bir gün bir kurtadam kanlı pençeleriyle Wyrm'ı öldürmeyi başarırsa, bu kurtadam herhalde bir Get of Fenris olacaktır. Vahşi ve saldırgan olan kabile üyeleri, Wyrm'a karşı olan savaşın en ön saflarını işgal ederler. Hiç bir Get kavgadan geri çekilmez, onlar için hayatın değeri yoktur çünkü onlar ölümün bir başlangıç olduğuna inanırlar. Şunu da belirtmek lazım ki, bitmek bilmeyen nefretleri nordik kökenli bu kurtadamların bir çok hata yapmalarına sebep olmuştur.
GLASS WALKERS:
Glass Walker'ların doğal ortamı şehirdir. Uygarlıkla eskiden beri yakın bir bağı olan klan, diğer klanlar tarafından yoldan sapmakla ve toprağı terketmekle suçlanır. Onlar ise şehirleri orman, binaları ise ağaç olarak görürler. Gerçek olan bir şey varsa o da insan toplumu içinde güçlü konumda olan klan üyelerinin, Wyrm'ın başına büyük belalar açtıklarıdır.
185782
RED TALONS:
Red Talon'ların hepsi saf kurt ırkından gelir ve doğal olarak hepsi Lupus'tur. Sayıları son asırda çok azalan bu klan üyeleri insanlardan nefret ederler ve bu nefret haksız bir nefret değildir, sonuçta insanlar bu günkü durumu yaratmışlardır ve bazıları ölmeyi haketmektedirler. Ne yazık ki Red Talon'lar pek seçici değildirler...
SHADOW LORDS:
bu klanın büyük ideali, biraz klişe ancak, önce kurtdamları, sonrasında da dünyayı yönetmektir. Bu amaç için gereken her çeşit yola başvuran klan üyeleri, bu yolların bazen onları yozlaştırmasına pek aldırmazlar. Gölgelerden saldırmayı onursuz bulmazlar ve entrika çevirmeyi sanat haline getirmişlerdir. Bütün bunlar bir yana, asırlar süren çabaları sayesinde Shadow Lord'lar bir çok önemli savaşın kazanılmasını sağlamış, özellikle Doğu Avrupa' da vampirlerle yaptıkları mücadele kan emicilere önemli dersler vermiştir.
177101
SILENT STRIDERS:
Garouların gezginleri. Kökenleri Afrika ve Mısır'a uzanır. Bilinmeyen bir zamanda anayurtlarından ayrılan bu klanın üyeleri sürekli dünyayı (ve başka yerleri) dolaşırlar ve diğer kurtadamlara bilgi taşırlar,
hikaye anlatmayı en az Fianna'lar kadar severler. Bir Silent Strider gittiği her yerde saygı görür çünkü onların fedakarlığı ve çektikleri acılar diğer kurtadamlar arasında artık efsaneleşmiştir.
SILVER FANGS:
Her topluluğun yöneticileri, liderleri vardır. Silver Fang'ler Garou toplumunda bu boşluğu doldururlar. bu klan, soyu en köklü ve en eski kabiledir. Kurtadamların efsanevi fiziksel güzelliği ve yüceliği onlarda vücut bulur. Eski zamanlarda dünyayı kontrol edebilecek güce sahip klan, yapılan yanlışlar ve kaybedilen mücadeleler sonucu bu gücünün büyük bir kısmını yitirmiş ve bu günkü haline kavuşmuştur. Ne olursa olsun diğer bütün klanlar onların gücüne ve otoritesine hala saygı göstermektedirler.
114194
STARGAZERS:
Kurtadamların filozof klanıdır, çoğunlukla uzakdoğudan gelirler. Bilgelikleri ve iç dengelerini koruma yöntemleri diğer Garouların onlara saygı duymalarını için yeterlidir. Yalnız yaşamayı tercih ederler, belki de kimsenin onları dinlemeyeceğini ve anlamayacağını bildikleri için. Sürekli bir arayış içindedirler ama bu arayışları onlara dövüşmeyi unutturmamıştır.
UKTENA:
Amerika kökenli varlığını sürdüren iki klandan biridir. Kökleri Maya ve Azteklere dayanır fakat daha sonra Amerika kıtasına gelen asyalı ve afrikalıları da kabilelerine kabul etmişlerdir. Tüm Uktena'lar karanlık bir yol izler. Hiç bir Garou onların sırlarını tam olarak bilemez. Bilinen, onların Wyrm la özel bir savaşlarının olduğu ve bir şekilde onun karşısında bir bariyer olduklarıdır. Tabi ki düşmana bu kadar yakın olmak onlara karanlık bir taraf vermiş, diğer kurtadamlar tarafından dışlanmalarına
sebep olmuştur
178637
WENDIGO:
Amerikanın bu ikinci aktif klanıdır, kızılderili ırkından gelir. Topraklarını avrupadan gelen vampirlere kaptıran Wendigo'ların içinde hala kaybettikleri savaşın acısı vardır. Son derece gelenekçi olan bu klan, atalarının toprağını temizlemek için umutsuz bir savaş vermektedir. yabancılara karşı olan önyargıları bu güne kadar klanın saf kanını korumuşsa da, onları çok zorlu bir savaşın içine sürüklemiştir.
110051

26 Kasım 2015 Perşembe

Kraken



Kraken Norvec ve Iceland civarinda yasadigi soylenen efsanevi bir canlidir. Efsanenin ilham kaynagi olarak boylari 13-15 metreye ulasan murekkep baliklari gosterilmektedir ama bu buyuklukte murekkep baliklari okyanus derinliklerinde yasarlar. 1780 ve 1890 yılları arasında gerçek olduğuda iddia edilir. hatta bazı fransızlar pasifik okyanusuna doğru giden gemilerinin bir daha dönemediklerini ve dönenlerin de gemiye dev bir ahtapotun saldırdığını iddia ederler ve fransızlar pasifik okyanusuna gidecek olan gemilerine canavar çıkar gitmeyin sakın diyerek uyarırlar . efsanesine göre ve gördüğünü iddia eden gemicilerin anlattıklarına göre kollarının uzunluğu 20 metre kafasının uzunluğu 10 metre toplamda 30 metre boyunda olan canavarın kollarının eni ise 15 metre kafasının eni ise 5 metre toplamda canavarın eni 20 metre yani canavarın boyu 30 metre eni ise 20 metredir .

tumblr_ma0bso8HFD1r5pjkqo1_1280The_Kraken kraken-lives-850x400
Titanik gemisinden kurtulanların söylediklerine göre titanik gemisi buz dağına çarparak batmadı bir ahtapot tarafından batırıldı denmesi efsaneyi daha da gerçekleştiriyor . pasifik okyanusunda batan gemilerden kurtulan kişiler ise tek bir kolunu geminin 10 metre tepesine çıkararak gemiyi tek bir koluyla batırdı ve mürettebatın çoğunu ilk önce boğarak ondan sonrada yutarak öldürdü denmesi de efsaneyi neredeyse gerçek kılmaktadır. ilk gerçek örneği 1895 yılında hawaii sahillerine vuran cansız bedeninin bulunmasıyla ortaya çıkmıştır ve bulunan bedeninin ölçüleri boyuda enide 30 metreye ve 20 metreye yakındır.
verne-attack tumblr_meqiizaftn1r6o9bmo1_500 the-kraken-existence2 the-kraken-existence5-550x309 mzl.oizostrz.320x480-75 kraken503 kraken1 Giant_octopus_attacks_ship ancestral_kraken_cover_by_kamikaye-d5d03n7 Colossal_octopus_by_Pierre_Denys_de_Montfort eca86ba0553013e93c5502