Karakura etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karakura etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2015 Çarşamba

Köylülerde 'Yaratık' Korkusu


Sakarya, Bilecik ve Bursa'ya bağlı birbirine komşu orman köylerinde, köpekleri yediği belirtilen ve ne olduğu bilinmeyen bir 'yaratık' konuşuluyor Yaratığın ilkbahar aylarından bu yana 50 kadar köpeği parçalayıp yediği, sadece baş ve ayaklarını bıraktığı ileri sürüldü. Deniz seviyesinden yaklaşık 700- 800 metre yükseklikte bulunan Sakarya'nın Pamukova ilçesine bağlı Ahiler Köyü, Bilecik'in Osmaneli ilçesine bağlı Ağalan, Adliye köyleri ile Bursa'nın İznik ilçesine bağlı Elmalı Köyü arasındaki üçgende dolaştığı ileri sürülen ve halk arasında 'canavar' olarak adlandırılan yabani hayvanın, ilkbahardan bugüne kadar yaklaşık 50 köpeği parçaladığı iddia edildi. Ağlan Köyü muhtarı Refik Zengin, 80 haneli köylerinde köpeklerinin, ne olduğunu bilmedikleri bir hayvan tarafından parçalandığını söyledi. Zengin, "Son bir ay içinde köyümüzde 5 köpek parçalandı. Komşu köylerimizde de bu korku var.

1484139_179524362245248_1665554586_n
Köpeklerin vücutları yeniyor, başı bırakılıyor" dedi. Ağlan Köyü'nde avcı Hasan Perk, ne olduğunu bilmedikleri hayvanın gece yarısına doğru köylerine kadar indiğini anlatırken, "Gece, köpeklerin havlaması ile uyandık. Ne olduğuna anlam veremedik. Ertesi gün komşumuzun iki köpeği kayboldu. Bunu kurt veya sırtlan yapabilir. Korku içindeyiz" dedi. Adliye Köyü muhtarı Ahmet Güz ise, köylerinde son 5 ayda bir çok av köpeğinin kaybolduğunu, ne olduğunu bilmedikleri yırtıcı hayvanın ormanda köpekleri parçalayıp yediğini, baş ve patilerini bulduklarını söyledi. Muhtar Ahmet Güz, şöyle konuştu: "Bu hayvan köyümüzün içine kadar inmeye, evlerin önünde bağlı köpekleri götürmeye başladı. Kaçırdığı köpekleri köyün etrafında ormanlık alanda yiyor. Bu kurt değil. Kurt olsa, koyun sürüsüne girer ve onları da alır. Bu hayvan sadece köpeklere saldırıp onları yok ediyor. Ne olduğunu bilemiyoruz. Ancak kar yağdığında izinden ne olduğunu tahmin edebiliriz. Ama köyümüze kadar inen bu yırtıcı hayvan kar yağdığında insanlara, diğer hayvanlara da saldırabilir.
fft2mm3932014
Endişe içindeyiz. Köyümüze kadar inen bu yabani hayvanın kar yağdığın ormanda yiyecek bulamazsa köyümüze inmeyeceğini kimse söyleyemez." Adliye Köyü'nde oturan ve köpeği parçalanan 67 yaşındaki Recep Demirci ise evinin bahçesinde kulübesinde bağlı olan köpeğinin gece saatlerinde zincirinin kopartılarak kaybolduğunu anlattı. Demirci, "Gece köpeğin sesini duymayınca çıkıp kulübesine baktım. Köpeği bağladığım zincir kopmuştu. Bir gün sonra komşunun köpeği de kayboldu. Köpeklerimizin ayaklarını köyün dışındaki ormanlık alanda köylülerimiz bulmuş. Bunu yapan hayvan kurt olabilir. Ama görmedik kesin bir şey söyleyemiyoruz" dedi.

12 Ekim 2015 Pazartesi

Karabasan


Tıptaki adı uyku felcidir. İnsanlar rüya gördükleri REM uykusu sırasında, göz ve solunum kasları dışında tamamen fizyolojik bir felç durumundadırlar. Hiçbir kasları çalışmaz. Böyle olmasaydı, biz rüyalarımızı oynar hale gelirdik. Rüyamızda ne yapıyorsak, yatakta da onu yapmaya başlardık. Bazen rüyadan uyandığımızda beynimiz uyanık ve etrafın farkında olduğumuz halde, hareket edemez, ses çıkaramaz ve göğsümüzün üzerinde bir ağırlık varmış gibi hissederiz. Bunu herkes hayatının bir döneminde en az bir kez yaşamıştır. Korku verici bir durumdur.

Karabasanın olma nedeni; uykudan uyanmamıza rağmen REM uykusundaki fizyolojik felç halinin, uyanır uyanmaz çözülmemesine bağlıdır. Ayrıca Türk halk inancında ise bu durum kâbus cinidir ve bazı inanışlara göre bu cinin Karakura veya Kamos adlı bir varlık olduğu düşünülür. Aynı zamanda, Azericede “hayalet” sözcüğünün karşılığı “karabasma”dır. Kötü olduğu düşünülen bu varlığın, heyecan ve psikolojik bozukluklara yol açtığı tahmin edildiği gibi ,Uykuda hayatını kaybeden ve doğum yaptıktan sonra hayatını kaybeden bazı insanların bu varlıkların öfkelerinden dolayı öldükleri rivayet edilir .
serkanonguru_132821093763
Karabasan, uyanıldığında kol ve bacakların felç olmuş gibi hareket etmemesidir. Genellikle rüya sonrası olur.İzole uyku paralizileri (uyku felci) de denen bu durumlar, sıklıkla uykudan uyanma durumlarında izlenir. Hasta uyanıktır, ancak hiç bir yerini kıpırdatamaz, sanki felç olmuş ya da nefes almayacakmış duygusu içindedir. Hasta için çok ürkütücü olan bu durum, 10-20 saniye kadar devam edip kendiliğinden sona erer ya da dışarıdan bir kişinin hastaya dokunması nöbeti sonlandırır.

Karabasanın diğer bir yönü ise; kişinin gece uykusunda korkulu rüyalar görerek uyanması olarak bilinen bir uyku bozukluğu olmasıdır.

Karabasanın basit bir uyku hastalığı olduğunu belirten Denizli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Okan Bölükbaşı, bu konu hakkında şöyle diyor:
«Karabasan, uykuya daldıktan bir süre sonra şeytanın gelip göğse oturması boğazınızı sıkması nefes alamama hiçbir yerinizi oynatamama bağıramama yardım isteyememe şeklinde tarif edilen müthiş bir dehşet ve panik tablosu olarak tanımlanır.
Kültürümüzde cinlerle ilişkilendirilen ve sıklıkla hocalara danışılan bu durum aslında basit bir uyku bozukluğudur. Bu olay uykuya daldıktan kısa bir süre sonra özellikle genç insanlarda hafif uykudan derin uykuya geçiş esnasında üst beyinle alt beyin arasında geçici bir uyumsuzluktan kaynaklanan sorun nedeniyle yaşanabilmektedir. Bu olay, bütün dünyada yaygın olarak görülmektedir.

Örneğin bunun Japon halk kültüründe deniz cinlerine İngiliz halk kültüründe hortlaklara Kuzey Amerika'da cadılara bağlı olduğu zannedilirmiş. Ülkemizde bunun çok basit tedavi edilebilen nörolojik bir sorun olduğu maalesef bilinmemektedir. İnsanlarımız bu konuda ehil olmayan kişilere gidip zaman kaybetmektedirler. Bu hastaların mutlaka nörolojik muayeneden geçmeleri gerekmekir. Bu tür hastaların bazılarında çok nadir olarak tümör kanser damar yumaklaşması ya da iltihap gibi beyin sapı kisti saptanabilmektedir. Bu gibi durumların bertaraf edilebilmesi için hastaların ciddi bir nörolojik incelemeden geçirilmeleri şarttır. Tedavi kısa basit kolay ve kesindir.»
uyku_felci_th
Karabasan, yoğun vokalizasyon, motilite ve yüksek otonomik boşalmayla kendini gösteren ve gece uykusunda ortaya çıkan aşırı korku ve panik dönemleridir. Birey oturur veya kalkar, genellikle gece uykusunun ilk 1/3'ünde olur ve panik ifade eden bir çığlıkla birliktedir. Oldukça sık olarak sanki kaçmaya çalışıyormuş gibi kapıya hamle yapar, ancak nadiren odayı terk eder. Olayın hatırlanması, eğer varsa, oldukça sınırlıdır (genellikle hatırladığı bir veya iki fragman şeklinde zihinsel imgelerdir)

Uyku boyunca beden fonksiyonları, felce uğrar. Rüyalar benliğimizi acıtan acılardan alıkoyar. Uykumuza düzensizlik hakim olduğunda uyku durumu ruhumuzu takip eder. Uyku felcinde hypnogogic ve hypnopompic halüsinasyonlar eşliğinde geçirilen uyku felci, ruhumuza inanılmaz korku verir.

Yazının Devamını Web Sitemizde Okuyabilirsiniz.

http://gizemlervebilinmeyenler.com/karabasan/

https://www.facebook.com/gizemlervebilinmeyenler