Mistisizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mistisizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2016 Salı

Metal Kürelerin Sırrı


30 Yıl önce güney Afrike'da Batı Transvaal'da bulunan Wonderstone Gümüş Madeninde çalışan madenciler , kuyu açma çalışmaları sırasında metal kürelere rastladılar .
Kürelerin sayısı 200'ü aşıyordu , 1979'da kürelerin birkaçı Johannesburg , Witwaterstand Üniversitesi'nden Jeoloji uzmanı Prof. J.R. Mclver ve Potsshefstroom Üniversitesi'den Prof. Andries Bisschoff tarafından incelendi , metalik küreler biraz basıktılar ve çapları 1 ile 10 cm. arasındaydı .
sphere2
Dış yüzeyleri genelde çelik mavisiydi , dışarıya vuran kızıl yansımalar görülüyordu ve metale gömülü minik benekler vardı , benekler beyaz fiberden yapılmış izlenimini veriyorlardı . Alaşımın nikel/çelik olması doğal değildi çünkü bu kompozisyon kurallarının dışındaydı , ancak metorik bir köken böyle olabilirdi .
image023

Bazılarında bir veya iki cm.lik ince bir kabuk belirlendi ve küreler kırılarak açıldığında içlerinin garip süngerimsi bir madde ile dolu olduğu anlaşıldı ama kısa bir zaman sonra hava ile temas eden bu maddenin küle dönüştüğü gözlemlendi .
Kürelerin analitik yapısı , kayaların özgün yapısı ile hiç ilgili değildi , radyo-izotop teknikleriyle yapılan tarih belirlemelerinde kürelerin en azından 2.8 veya 3 milyar yıllık oldukları belirlenince herkes şok oldu . Güney Afrika Klerksdrop Müzesin'den Roel Marx , bu garip ve gizemli olaya bir gizem daha kattı ; küreler kendi eksekleri etrafında döndürüldüklerinde dışarıya serbest bir tür enerji yayıyorlar ve durdurulduktan sonra çok uzun bir süre aynı enerjiyi yaymaya devam ediyorlardı.
Ottosdal2
Kürelerin yaydığı enejinin türü belirlenemedi , neden yapıldıkları anlaşılamadı , amaçları bilinmiyor ve de kimlerin yaptığı tahmin dahi edilemiyor.
6-6

23 Kasım 2015 Pazartesi

KÖTÜ RUHLAR - Poltergeist


Poltergeist (Kötü Ruh), genellikle “yaramaz” ve bazen kötü niyetli bir ruhun, sesler çıkararak, nesneleri hareket ettirerek veya insan / hayvanlara hücüm ederek kendi varlıklarını ortaya çıkardıkları paranormal olaya ve bu ruha verilen addır. Poltergeist kelimesi, Almancadaki “poltern” ( vurmak) ve “geist” ( ruh) olan iki kelimenin bileşiminden gelir. Bazı poltergeist vakaları açıklanamadığı gibi gerçek ruhlarla bağlantısı olabileceği düşünülürken, başka vakalarda bu fenomenin, bir kişi tarfından bilinçsiz psikokinezi üretilmesi sonucunda oluştuğu sonucuna varılmıştır. Poltergeist kavramı yabancı kökenli olduğu için, bizim folkumuzda bu tür varlıklar ise; cin,ifrit,iblis kavramları ile anılırlar. Sıkça raslanan Poltergeist aktiviteleri, taş, pislik ve başka küçük obje yağmurları; hareket eden veya fırlatılan nesneler ( hatta büyük mobilya gibi ); yüksek volumlü sesler ve çığlıklar ; ve iğrenç kokular olarak sayılabilir.

3464852_f520
Teknoloji geliştikçe poltergeist olaylarının da buna da uyum sağlandığı gözlemlenmiştir. Telefondaki veya elektronik aletlerdeki parazitler ve açılıp kapanması, ışıkların açılıp kapanması gibi. Bazı olaylarda Poltergeist'ın, yaşayan varlıklara karşı çimdikleme, ısırma, vurma ve cinsel taciz gibi saldırılarda da bulunduğu söylenmektedir. Genellikle Poltergeist aktivileri aniden başlar ve aniden biter. Bu olayların devamlılık süresi birkaç saat veya ayı geçebildiği gibi, bazı vakaların birkaç yılı geçkin süredir devam ettiği rapor edilmiştir. Aktiviteler neredeyse daima geceleri bir kişinin huzurunda vuku bulur. Tipik olarak bu kişi “aracı” yani, aktiviteleri çeken veya aktivitelere odak olan kişidir. Birçok paranormal veya psikokinesi olarak belirlenen poltergeist olaylarında “aracı” etmendir. “Aracı” genellikle bayan ve yirmi yaşın altındadır. Poltergeist rahatsızlıkları erken zamanlardan beri tüm dünyada vuku bulmaktadır.
1121004-poltergeist
70'li yılların sonlarında Parapsikolojist Alan Gauld ve A.D. Cornell, 1800 yılından beri meydana gelen olayları için bir bilgisayar analizi yaptılar. Analizin sonucunda 63 genel karakteristik tanımladılar. Bunlardan bazıları aşağıdadır; Olayların ; % 64'ü küçük objelerin hareketini içeriyor %58'inde geceleri daha aktif olduğu belirlenmiş % 48'i belirgin hafif vuruşları içeriyor % 36'sı büyük nesnelerin hareketini içeriyor % 24'ü bir yıldan uzun sürdüğü belirlenmiş % 16'sı poltergeist ile aracı arasında iletişim kurulduğu belirlenmiş %12'sinde pencerelerin açılıp kapanması belirlenmiş.
  1. yy dan evvel poltergeist aktivitelerine şeytanın, iblislerin, cadıların ve ölülerin ruhlarının sebep olduğuna inanılırdı. Gaul- Cornell analizi sonucunda, olaylardan yalnız %9'u şeytan, % 7'si cadılar ve %2'si ölülerin ruhlarıyla ilişiklendirilmiştir. Şeytanla veya cadılarla ilişiklendirilen olayların çoğu batılı olmayan ülkelerde meydana gelmiştir. Seanslarda meydana gelen poltergeist aktiviteleri ise ruhlarla ilişiklendirilmiştir. 19.yy.sonları ve 20. yy başlarında artan ve gelişen psişik araştırmalar, poltergesit aktivitelerinin hakiki olduğunu doğrulamakta oldukça yardımcı olmuştur. Bu konudaki ilk araştırmacılarıdan ikisi , Psişik Araştırma Derneğinin kurucuları olan Sir William Barret ve Frederick W.H. Meyers'dir. Özellikle Meyers Poltergeist olaylarının gerşek olduğuna ve hayalet olaylarından tamamen farklı olduğuna inanıyordu. 1930'larda ruhbilimci ve parapsikolog olan Nandor Fodor, bazı poltergeist olaylarının ruhlar tarafından değil de, bastırılmış öfke, kin ve seksüel gerilimden dolayı şiddetli acı çeken “aracı” ( olayların odağı olan kişi ) tarafından meydana getirildiği teorisini geliştirmiştir. Fodor birkaç olayda başarıyla teorisini kanıtlamıştır.
paranormal-poltergeists

Yazının devamını web sitemizden okuyabilirsiniz.

Köpek Öldüren Kanalının Gizemi

ALINTIDIR : Ünlü köpek öldüren kanalı tek kelimeyle yılan hikayesine dönen bir konudur. Değerli araştırmacı yazar Glovanni Scognamıllo’ nun büyük bir zevkle ve ilk defa okuduğum “İstanbul Gizemleri” adlı yapıtının 37. Sayfasında Haluk Egemen Sarıkaya’ya dayanarak yazdığı pasajda şöyle diyor: “ Köpek Öldüren Kanalı denilen bu dehlizin Yerebatan Sarayı’nın gizli bir girişinden başlayarak kuzeydoğu yönünde ilerlediği ve boğazın Marmara’ya açıldığı yerde denizaltından geçtiği, Üsküdar’dan itibaren de güneydoğuya doğru bir açı yaparak, düz bir hat halinde önce Üsküdar-Kadıköy sahillerinin ve daha sonra da yine Marmara’nın altından uzanıp Kınalı ada’ya ulaştığı ve buradaki manastırda son bulduğu belirtilmektedir.

”Haluk Egemen Sarıkaya ise Scognamıllo’ nun yazdıklarına göre dayanak noktası olarak bunda 80 sene önce yazılan “İstanbul’un Yedi Harikası” adlı kitabı kaynak olarak gösteriyor. Şimdi işin gerçek yönüne gelelim. Adı geçen “İstanbul’un Yedi Harikası” adlı kitabı Sarıkaya’nın görmüş olduğunu hiç mi hiç zannetmiyorum. Çünkü 1971’li yıllarda bu kitabın varlığını ve ünlü “Köpek Öldüren Kanalı”nı kendisine ben anlatmıştım. Kitabın orijinalini ise bir Ermeni vatandaşımızın kitaplığında ilk defa gören de benim. Ne yazık ki adı geçen kitap bugün ne Beyazıt, ne de Süleymaniye kütüphanesi arşivlerinde gözükmüyor. Şimdi yıllar önce bahsettiğim kişinin evinde gördüğü ve Osmanlıca’sından pasajlar çevirdiğim arkadaşımın dedesinin söylediklerini en doğru biçimde anlatayım. Her şeyden önce bu kitapta yazıldığı kadarıyla bu kanal Yerebatan Sarayı’nın gizli bir bölümünden başlamıyor. Bu dehlizin başlangıcı Topkapı Sarayı’nın tam altında bulunmaktadır. Buradan başlayan kanal denizin metrelerce altından aşağı yukarı 150 derecelik bir açıyla Kız Kulesi’ne gidiyor. Kule askeri bölge olduğundan ve defalarca yangınlar geçirip tahrip olduğundan dolayı buradaki dehlizin çıkışının neresi olduğu bilinmiyor. Bu dehliz daha sonra Kız Kulesi’nden Salacak’a kadar uzanıp, buradan da hafif bir kavis çizerek Karacaahmet Mezarlığı’na varıyor. Mezarlıktaki çıkış da bilinmiyor.
karacaahmetcemetery
Aynı kanal yine ilerleyerek nihayetleneceği son durak olan manastıra varmadan önce Moda’da iki ayrı çıkış kapısı veriyor. Bunlardan biri halen Zeynep Kamil Çay Bahçesi denen mekanın yanındaki apartmanın temellerinin altında ve tabii ki tamamen kapanmış durumdadır. İkinci çıkışa gelince eski Modalıların bildiği ve bugün battal bir durumda bulunan eski golf sahası vardır. İşte ikinci çıkış da bu alanın içindeki bir kör kuyunun 15 metre dibinde bulunuyor. Bundan en az 10-20 yıl önce iple sarkarak indiğim bu çıkış ağzı ne yazık ki, sanki kuyunun normal sıvasıymış gibi sonradan sıvandığı alenen belli olan bir biçimde örülmüş bulunuyor.
yerebatan-sarnici_1600
Tespit edebildiklerim bunlardan ibaret. Neyse, arkadaşımın dedesinin anlattıklarına dönelim. “İşte bu kanal daha sonra Moda’dan direkt olarak Kınalı ada’daki manastıra kadar geliyor ve burada son buluyor.” Bu gizemle rahmetlinin bir de şahsi anısı var. Köpek Öldüren Kanalı’nın varlığını ve çıkış noktasını zaten bilen bir keşiş olduğu için kendisi bir gün çok merak ediyor ve yanına sevdiği köpeğini de alarak elinde bir meşale ile dehlize giriyor. Kendisinin anlattığına göre 15 dakika kadar yokuş aşağı bu dehlizde ilerlemeye devam ediyor, ancak yeraltına doğru devam ettikçe hava iyice ağırlaşıyor ve kendisi de korkmaya başlıyor. Sonuçta geri dönüyor ve manastırdaki çıkıştan toprak yüzüne çıkıyor. Neden sonra bir de bakıyor ki köpeği ortada yok. Telaşlanan keşiş dede hemen yeni bir meşale daha yakıyor ve iyice önüne bakarak kanalda 5 dakika daha yürüyor. Bir de ne görsün, köpeğin cesedi yerde durmakta. Bahsettiğim keşiş dede filozof bir adamdı. Bilimsel kitaplardan başka bir şey okuduğunu görmemiştik o güne kadar. Herhangi bir gaz tehlikesini göz önünde bulundurduğundan meşaleyi iyice yüksekte tutarak köpeğin cesedini alıyor ve büyük bir üzüntü içinde çıkışa varıyor. Daha sonra güvenilir bir jeolog arkadaşına bu olayı anlatıyor.
maxresdefault
 Jeologun teşhisi ise şöyle: “Binlerce yıldır varolan bu kanalın dibine karbon monoksit çökmüş besbelli.” Daha sonra keşiş dede bu olayı civarındaki bazı kişilere de boş bulunup anlatınca bu gizemli kanallın adı “Köpek Öldüren Kanalı” olarak kalıyor. Tabi manastır yöneticileri bu olay soruşturulduğunda soranlara hiç da sempatik bakmıyorlar ve şu yanıtı veriyorlar: ”Yok böyle bir şey”. Ama ne yazık ki bu kanal gerçekten var ve binlerce yıldır da gizemini sürdürmeye devam ediyor ve de bu gidişle daha uzun zaman da devam ettireceğe benziyor.
sunken_palace_or_basilica_cistern_istanbul_turkey-wallpaper-1366x768