Metafizik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Metafizik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2015 Pazartesi

KREMLİNDE HAYALET AVI


Rus Çarı Korkunç İvan`ın ruhu Kremlin`de ortaya çıktı. Putin`in ofisinde gezen ruh geri gönderilecek Rusya`nın başkenti Moskova`daki tarihi Kremlin Sarayı`nda son aylarda meydana gelen gizemli olaylar paniğe yol açtı. Kremlin`de çalışan görevliler,
Rus Çarı Korkunç İvan `ın ruhu Kremlin `de ortaya çıktı. Putin `in ofisinde gezen ruh geri gönderilecek
Rusya `nın başkenti Moskova `daki tarihi Kremlin Sarayı `nda son aylarda meydana gelen gizemli olaylar paniğe yol açtı. Kremlin`de çalışan görevliler, 16. Yüzyıl`da burada yaşamış olan ilk Rus Çarı olan `Korkunç İvan `ın hayaletinin sarayda gezindiğine inanıyor. Moskova halkı da, hayaletin özellikle Devlet Başkanı Vladimir Putin `in çalışma odasında geceleri hüküm sürmesi nedeniyle, Rus politikasını negatif enerjisi ile etkilemesinden endişe ediyor. Hayalet avcıları Putin`i, Korkunç İvan`ın gazabından korumak için harekete geçti. Hayaletin varlığına inanan ruh bilimci ve akademisyenler Putin`den ruhu kovmak için izin isteyecekler. Putin`in odasında eşyaların yer değiştirmesi gibi gizemli olayları dikkate alan ruh bilimciler İvan`ın ruhunu çağırıp ne istediğini öğrenmeye çalışacaklar.

18863399.jpg-r_640_600-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx

EN BÜYÜK TANIK AYNA
Moskova`da uzun bir süredir halkın dilinde olan `hayalet` olayını araştıran Alman Bild Gazetesi , bu konuda inceleme yapan Rus akademisyen Dr . Peter Goryaew ile görüştü. Söylentilerin ciddi olduğunu söyleyen Goryaew `Bu fenomenleri inceleyeceğiz. Çünkü bu tür hadiseler ülkenin politik gidişatını bile etkileyebilir` dedi. Goryaew, acımasızlığı ile bilinen `Korkunç İvan`ın eşyalarının bir kısmının Putin`in çalışma odasında olduğuna dikkat çekti. Goryaew, özellikle odada bulunan aynanın bir zamanlar burada yaşanan tarihe büyük tanıklık yapmış olduğunu, böylece geçmişteki enerjiyi hala üzerinde taşıdığını söyledi.
korkunc-ivan-musluman-miydi_o
KORKUNÇ İVAN KİMDİR
Rusya`nın ilk çarı olarak 16 Ocak 1547`de tahta çıkan IV. İvan acımasızlığı nedeniyle `Korkunç İvan` adını almış. Kendisine ihanet edenleri türlü acılarla öldürtmesi ile tanınan İvan, 8 yaşında annesi Elena zehirlenince öksüz kalmış ve hep kinle büyümüş. Kremlin Sarayı`nın içindeki St. Basil Katedrali`ni 1555-1560 yıllarında yaptırtan Korkunç İvan, bunun kadar güzel bir kubbe daha yapamasın diye Rus mimar Barma`nın gözlerini oydurmuştu.
ivan
Rus halkı tarafından kahraman ve devrimci olarak görülen İvan, ülkesinin toprak bütünlüğünü sağladıktan sonra Orta Asya `da yayılma politikaları izlemeye başlamıştı. Millet Meclisi oluşturan İvan aristokratların yetkilerini yasalarla kısıtlamıştı. İvan, Rusya`nın ilk gizli servisi Oprichniki`nin de kurucusudur.
Vasnetsov_Ioann_4

23 Kasım 2015 Pazartesi

Tekinsiz ve Perili Evler


Gıcırdayan ahşap sesleri, ürkütücü görünümleri ve bilinmeyen geçmişleriyle, yaşamışların anıları kadar biz fanilerin korkulu düşlerine de kaynaklık eden ahşap evler vardır. Bazısı taş evdir, bazısı kaledir, kuledir, camiidir, zindandır, kilisedir, mahzendir, samanlıktır. Ama hepsinin girebileceği yegane kategori tekin olmadıkları yönündeki rivayetler ve halk arasında korkulu yerler olarak nam salmış olmalarıdır.

Perili ve Tekinsiz Evler denilen bu yerler henüz tam olarak incelenmemiş olsalar da ülkemiz de pek çok örnekleri bulunmaktadır. Kayboluyormuş gibi gösterilen Bakırköy’deki meşhur perili köşk, geceleri çığlık seslerinin geldiğine inanılan Molla Zeyrek Camisi’nin yanındaki park, Yusuf Ziya Paşa köşkü, Büyükada’daki Alman Generalin Evi adı verilen bina gibi mekanlar hakındaki söylentiler büyür ve bazen şehir efsanelerini oluşturur. bahsedildiği duyulmuştur.

12226938_1104120169605970_1868323484781631909_n (1)
Perili Evler inancı her ne kadar Osmanlı döneminin bir yansıması olarak görülse de temeline inildiğinde İslamiyet Öncesi Türk Destanları’na kadar uzanmaktadır. Eski Türkler doğa şekillerinden cisimlere pek çok şeyin birer ruh taşıdığına inanıyordu.
Tabiat unsurlarına canlı varlık gözüyle bakarlar ve onların iyi veya kötü tarafa meylettiklerine inanırlardı. Eski Türkler doğada var olan bu ruhlara genel olarak yer-su adını verirlerdi.Yine bu doğanın içindeki gizli ruhlara İzi/İye adını verirlerdi.Perili evler ve tekinsiz yerler inancı ise bu inanışa bağlı olarak Ev İyesi inancının bir yansımasıdır. Ev İyeleri hayvan şeklinde de görülebilirler. Özellikle “evin yılanı” adıyla anılacak şekliyle bahsi geçen anlatmalar söz konusudur. Olağanüstü özellikleri daha eski dönemlerde tanrısal düzeyde iken günümüze yaklaştıkça hayalet şeklinde anılır olmuşlardır.

Evlerde sesler duyulması ve eşyaların hareket etmesi inanışlar içerisinde oldukça yoğun bir şekilde bahsedilmektedir. İstanbul’dan ,Erzurum’a Halk bu gibi yerlere tekin değil diyerek buradaki varlıklardan uzak durulmadığı takdirde bir zarar göreceklerine inanmaktadır. Bu inanışla ilgili olarak Anadolu’da bu tür olaylarla ilgili olarak bu varlıklar evin piri, evin sahibi, evin bekçisi gibi isimlerle anılmaktadır.

Memorat kavramıyla ilgili olarak ve bu tür deneyimleri daha geniş bir şekilde incelediği için Özkul Çobanoğlu’nun bu konuyla ilgili yaptığı çalışması kesinlikle başvurulması gereken en önemli araştırmalardan biridir.
12274441_1101550853196235_4968072549034786185_n
Olay çeşitliliği ve perili ev inançlarıyla doğrudan ilgili olması açısından görülmelidir. İnancın temelinden ve günümüze olan yansımasından sonra perili evler ile ilgili inancın görülme şekilleri ve olaylara değinebiliriz. Aktardığım olaylar kısmen benim kendi duyduklarım olduğu için ve kimden duyduğum o zamanlarda kayıt altına alınmadığı için ilk söyleyeni unutulmuştur ama örnek olay olması açısından sırası geldikçe burada değineceğim.
Nasıl ki doğaüstü varlıklar arasında üç tip sınıflandırma söz konusuysa bu inanç kendi içerisinde çeşitli alt kategorilere ayrılmaktadır. Bunlar şunlardır;
1.Hakkında söylenti olan ama içerisinde doğaüstü memoratlara dair bir yaşanmışlık bulunmayan evler,
  1. Hakkında söylenti olan ve içerisinde doğaüstü memoratlara dair pek çok olay anısı barındıran evler.
  2. Eskiden kilise mahzeni, mezarlık, çöplük, bataklık, kuyu gibi normal şartlarda halkın doğaüstü varlıkların yaşadığı yerler olduğuna inandığı yerlerin üstüne yapılmış ev, arazi, park türü yerlerle ilgili olanlar.
  3. Eski savaş alanları, toplu mezar bölgeleri, tabya yıkıntılarının olduğu yere yapılan evlerle ilgili anlatılan öykülere konu olan evler.
  4. Altında yatır, evliya türbesi bulunduğuna dair hikayeler anlatılan yerler.
  5. Daha önce içinde birisinin öldürüldüğü veya intihar ettiği otel odaları, apartman daireleri veya o evin belli bölgeleri ile ilgili olan yerler.
  6. Sahibinin öldükten sonra orada halen varlığını sürdürdüğüne inanıldığı yerler.
  7. Belli bir büyünün tesiri altında olduğuna inanılan yerler.
Bu kategorilere ve olay açıklamalarına değinmek gerekirse;
1.Hakkında söylenti olan ama içerisinde doğaüstü memoratlara dair bir yaşanmışlık bulunmayan evler:
Bu tür yerler genellikle eski ve ürkütücü yerler olması açısından, görüntüsü ve toplumun söylentileri nedeniyle adı perili köşke çıkmış yerlerdir. Yukarıda bahsettiğim Bakırköy’deki perili köşk buna örnektir. Rüzgarın gıcırtıları ve anlık göz yanılmaları bu tür evlerin tekinsiz olmalarıyla şöhret salmışlardır. Ama hiçbir doğaüstü memorata konu olmamışlardır halkın sözlerinde, söylentilerinde varlık gösterirler.
12182518_1096863330331654_2588718587714320312_o
2.Hakkında söylenti olan ve içerisinde doğaüstü memoratlara dair pek çok olay anısı barındıran evler:
Gerçek manada perili evler bu kategoriye girer. İster içinde daha önce yaşamış insanların görüntüleri olsun, ister poltergeist olaylarının yaşandığı yerler olsun, ister doğaüstü varlıkların mesken tuttuğuna inanıldığı yerler olsun bu kategoriye girer. Evlerin bazı bölümleri özellikle mimlidir, en çok memorat orada yaşanmıştır. Hakkında çok çeşitli söylentiler olsada enteresan nokta bu tür yerlerin geçmişlerinde büyük acıların, üzüntülerin yaşanmış olmasıdır.
12227795_1102041116480542_3941723066426556290_n

Yazının devamını web sitemizden okuyabilirsiniz.

KÖTÜ RUHLAR - Poltergeist


Poltergeist (Kötü Ruh), genellikle “yaramaz” ve bazen kötü niyetli bir ruhun, sesler çıkararak, nesneleri hareket ettirerek veya insan / hayvanlara hücüm ederek kendi varlıklarını ortaya çıkardıkları paranormal olaya ve bu ruha verilen addır. Poltergeist kelimesi, Almancadaki “poltern” ( vurmak) ve “geist” ( ruh) olan iki kelimenin bileşiminden gelir. Bazı poltergeist vakaları açıklanamadığı gibi gerçek ruhlarla bağlantısı olabileceği düşünülürken, başka vakalarda bu fenomenin, bir kişi tarfından bilinçsiz psikokinezi üretilmesi sonucunda oluştuğu sonucuna varılmıştır. Poltergeist kavramı yabancı kökenli olduğu için, bizim folkumuzda bu tür varlıklar ise; cin,ifrit,iblis kavramları ile anılırlar. Sıkça raslanan Poltergeist aktiviteleri, taş, pislik ve başka küçük obje yağmurları; hareket eden veya fırlatılan nesneler ( hatta büyük mobilya gibi ); yüksek volumlü sesler ve çığlıklar ; ve iğrenç kokular olarak sayılabilir.

3464852_f520
Teknoloji geliştikçe poltergeist olaylarının da buna da uyum sağlandığı gözlemlenmiştir. Telefondaki veya elektronik aletlerdeki parazitler ve açılıp kapanması, ışıkların açılıp kapanması gibi. Bazı olaylarda Poltergeist'ın, yaşayan varlıklara karşı çimdikleme, ısırma, vurma ve cinsel taciz gibi saldırılarda da bulunduğu söylenmektedir. Genellikle Poltergeist aktivileri aniden başlar ve aniden biter. Bu olayların devamlılık süresi birkaç saat veya ayı geçebildiği gibi, bazı vakaların birkaç yılı geçkin süredir devam ettiği rapor edilmiştir. Aktiviteler neredeyse daima geceleri bir kişinin huzurunda vuku bulur. Tipik olarak bu kişi “aracı” yani, aktiviteleri çeken veya aktivitelere odak olan kişidir. Birçok paranormal veya psikokinesi olarak belirlenen poltergeist olaylarında “aracı” etmendir. “Aracı” genellikle bayan ve yirmi yaşın altındadır. Poltergeist rahatsızlıkları erken zamanlardan beri tüm dünyada vuku bulmaktadır.
1121004-poltergeist
70'li yılların sonlarında Parapsikolojist Alan Gauld ve A.D. Cornell, 1800 yılından beri meydana gelen olayları için bir bilgisayar analizi yaptılar. Analizin sonucunda 63 genel karakteristik tanımladılar. Bunlardan bazıları aşağıdadır; Olayların ; % 64'ü küçük objelerin hareketini içeriyor %58'inde geceleri daha aktif olduğu belirlenmiş % 48'i belirgin hafif vuruşları içeriyor % 36'sı büyük nesnelerin hareketini içeriyor % 24'ü bir yıldan uzun sürdüğü belirlenmiş % 16'sı poltergeist ile aracı arasında iletişim kurulduğu belirlenmiş %12'sinde pencerelerin açılıp kapanması belirlenmiş.
  1. yy dan evvel poltergeist aktivitelerine şeytanın, iblislerin, cadıların ve ölülerin ruhlarının sebep olduğuna inanılırdı. Gaul- Cornell analizi sonucunda, olaylardan yalnız %9'u şeytan, % 7'si cadılar ve %2'si ölülerin ruhlarıyla ilişiklendirilmiştir. Şeytanla veya cadılarla ilişiklendirilen olayların çoğu batılı olmayan ülkelerde meydana gelmiştir. Seanslarda meydana gelen poltergeist aktiviteleri ise ruhlarla ilişiklendirilmiştir. 19.yy.sonları ve 20. yy başlarında artan ve gelişen psişik araştırmalar, poltergesit aktivitelerinin hakiki olduğunu doğrulamakta oldukça yardımcı olmuştur. Bu konudaki ilk araştırmacılarıdan ikisi , Psişik Araştırma Derneğinin kurucuları olan Sir William Barret ve Frederick W.H. Meyers'dir. Özellikle Meyers Poltergeist olaylarının gerşek olduğuna ve hayalet olaylarından tamamen farklı olduğuna inanıyordu. 1930'larda ruhbilimci ve parapsikolog olan Nandor Fodor, bazı poltergeist olaylarının ruhlar tarafından değil de, bastırılmış öfke, kin ve seksüel gerilimden dolayı şiddetli acı çeken “aracı” ( olayların odağı olan kişi ) tarafından meydana getirildiği teorisini geliştirmiştir. Fodor birkaç olayda başarıyla teorisini kanıtlamıştır.
paranormal-poltergeists

Yazının devamını web sitemizden okuyabilirsiniz.

7 Ekim 2015 Çarşamba

Kayıp Koloninin Yamyamlığı



14 yaşındaki bir kızın kalıntıları, korkunç bir vahşetin saklı izlerini ortaya çıkardı. İngiliz yerleşimcilerin 16’ıncı yüzyılda Amerika’da kurduğu ancak geride iz bırakmadan kaybolan “Kayıp Koloni”ye ne olduğunu araştıran tarihçiler. Yeni Dünya’daki ilk yerleşimcilerinin, halkın ağır kış şartlarında hayatta kalabilmek için yamyamlığa başvurduğunu ortaya çıkardı. İngilizlerin 17’inci yüzyılın başında modern Virginia eyaletinde kurdukları Jamestown kasabasının, yüzyıllar sonra korkunç bir sırrı ortaya çıktı. Virginia’da 16’ıncı yüzyıl sonunda kurulan ve tarihe ’Kayıp Şehir’ olarak geçen Roanoke kolonisinin yok olmasının ardından kurulan Jamestown halkının, ağır yaşam şartları nedeniyle yamyamlığa başvurduğu anlaşıldı.
Besin kaynaklarını ağırlıklı olarak yerel kabilelerden alan ve temiz suya erişim sıkıntısı çeken İngiliz yerleşimcilerin, 1609-1610 kışında yaşanan ve ‘açlık zamanı’ olarak tarihe geçen dönemde, çaresizlikten yamyamlık yaptıkları, hatta evcil hayvanlarını yedikleri ortaya çıktı. Ağır kış şartlarında gıda stokları bulunmayan ve tarım yapamayan Avrupalı 300 göçmenden sadece 60’ı hayatta kalmıştı.

Jamestown Cannibal
Çaresizlik Vahşete Dönüştü
James Fort olarak da bilinen yerleşimden geriye kalan alanda yapılan araştırmalarda, kemiklerinde büyük kesikler ve doğrama izleri bulunan 14 yaşındaki bir kızın kalıntıları bulundu. Genç kızın ağır kesik izleri taşıyan kaval kemiği ve kafatasının yanı sıra, çok sayıda kesilmiş at ve köpeğe ait izler kalıntılara ulaşıldı. Discovery News’in haberine göre, araştırmacılar genç kızın kafatasını açmak için dikkatsizce yapılmış dört balta darbesi tespit etti. Washington D.C’de buluann Smithsonian Ulusal Doğal Tarih Müzesi’nde adli tıp antropoloğu Doug Owsley, “Kemik kalıntıları, oldukça özensiz ve beceriksiz bir kesme işlemi yapıldığını gösteriyor... Ancak amacın açıkça vücutları parçalamak olduğu, beyni ve eti ayırmak olduğu anlaşılıyor” dedi.
National Geographic’in verdiği bilgiye göre, İngiltere’den geldiği ve adının ‘Jane’ olduğu belirtilen kızın kalıntıları, James Fort’ta 1608’de inşa edilen bir binanın kilerindeki çöplükte, yaklaşık 1 metre derinlikte bulundu.
Strike marks are seen on the skull of "Jane of Jamestown" during a news conference at the Smithsonian's National Museum of Natural History in Washington, Wednesday, May 1, 2013. Scientists announced during the news conference that they have found the first solid archaeological evidence that some of the earliest American colonists at Jamestown, Va., survived harsh conditions by turning to cannibalism presenting the discovery of the bones of a 14-year-old girl, "Jane" that show clear signs that she was cannibalized. (AP Photo/Carolyn Kaster)
cannibalism 5
Tek Kurban O Değil
Analizler, genç kızın korkunç bir şekilde öldürüldüğünü gösterdi. Balta darbeleri kafatasını açarken, bir bıçakla yüzündeki et yüzüldü, çene kemiği üzerindeki et sert kesiklerle ayrıldı. Genç kızın kesinm olarak hangi darbeyle öldüğü kesin değilken, bilgisayar analizleri, Jane’in yüzünü yüzyıllar sonra yeniden canlandırdı. Owsley, ellerindeki bilgilere sayanarak, Jane’in Ağustos 1609’da, yani kışla bastıran kıtlık dönemi başlamadan üç ay önce Jamestown’da geldiğini düşündüklerini belirtti. Jamestown tarihi uzmanı Jim Horn, kolonide yaşanan kırlık ve korkunç yamyamlığın, 1607’de kurulduktan sonra yaşanan bir dizi olumsuzluktan kaynaklandığını belirtti.
MunsterCannibals-300x268 2964e85ed8aa63122b934f2946e0aea5
Horn, hastalıklar, stok yetersizliği ve yerel kabilelerden Powhatan’ın düzenlediği kuşatmalar nedeniyle çok zor günler yaşadığını söyledi. Horn, “Yamyamlığa başvurmak son direnişti. Koloni yıkılmanın eşiğine geldiğin hayatta kalmak için başka çareleri kalmadı” dedi. Araştırmacılar, yamyamlığa kurban giden tek kişinin Jane olmadığını düşünüyor. Korkunç bir şekilde ölen kızı anmak için hazırlanan herkeli, Ulusal Doğal Tarih Müzesi’nde yarın başlayacak exhibition “Written in Bone: Forensic Files of the 17th Century Chesapeake” adlı sergide yer alacak.


83680-004-01399CF6 1549559_199365066927844_1214523147_n 3613471437_3e828fea55 jamestowntown yamyam2

1 Ekim 2015 Perşembe

Bosna Dağlarındaki 30 Milyon Yaşındaki Dev Halkalar

Bosna Dağlarındaki 30 Milyon Yaşındaki Dev Halkalar
Araştırmacılar Bosna dağlarında 30 milyon yaşındaki dev halkalar buldu.  Geri Panoniyen Denizi dönemine ait olduğu düşünülen  bu eserlere göre  Yerel nüfus  tarihi ve efsaneler uzak geçmişte bu bölgede dev insanların yaşadığına inanmakta..

Son keşifler devlerin bir süre Dünyayı dolaştığını işaret etmektedir. Dağların tepesinde bulunan gizemli dev halkalar bu bölgede milyonlarca yıl önce dev insanlar yaşadığını işaret etmektedir.
Yerel sakinler bu gizemli halkaları ile ilgili yorumları karışıktır. Bazıları basit bir açıklama ileri sürmüşlerdir. Bazı yerel sakinlere göre bu “dev” yüzükler  bölgedeki sert dağlar arasında kereste taşınmasına yardımcı olmak için oraya koyan  Avusturya-Macaristan İmparatorluğu aittir.

Başka bir teoriyi savunanlara göre Panoniyen Denizinin hala var olduğu zamanlarda bu dev halkalar gemileri bağlamak için yerleştirilmiş  ve bölge deniz limanı olarak  kullanılmıştır.

Udrc-halke-9
Devler ve onların büyük gemilerinden söz eden bölge efsaneleri vardı. Bu dev halkaları uzak geçmişte bölgede  yaşayan devlerin, antik gemi sahipleri ve denizcilerin  yaptığı da varsayılanlar arasındadır.

Ama bu halkalar milyonlarca yıllık olması mümkün mü? Eğer öyleyse, nasıl? Hangi malzemeden yapılmıştır? Yapılan hiçbir “resmi” bir araştırma bunlara cevap verememiş ve bu bulguların hepsi kasten insanlardan gizlenmiştir.

Ince oyma gibi görünen bu dev halkalar ve dev kayalar Breza ve Dubrovnik yakınlarındaki Vares arasında ve doğu Bosna’daki çeşitli yerlerde ve Vogosca çevresindeki tepelerde bulunurlar. Ayrıca Bjelasnica ve Vlasiç, Vranica, Prenj, Velez, Stolac yukarılarında ardından Majevica, Travnik yakınlarındaki Bukovica,  bu bulguları incelemek için önemli yerlerdir.

ladje2
Yerliler yıllardır bu gizemli halkalardan bahsetti ve bu gibi bulgulara gelince bilim karışık duygular içine girdi. 

Bu dev halkaların yer aldığı inanılan  Panoniyen Denizinin yaklaşık 30 milyon yıl önce Panoniyen Ovası bölgesinde yer almış olduğuna  inananlar. Bu denizin 600.000 yıl önce ortadan kaybolduğu tezinde birleşiyor. Sadece bu büyük  gemiler ile limana ulaşmak mümkün olsaydı  gemileri  bağlamak için dev halkalar oluşturmak  iyi bir neden sayılabilirdi.

Diğer teoriler ise bu dev halkaların yakın geçmişte toprağa hava balonları sabitlemek için kullanıldığını söylemektedir.

Dejan pelvis, Prijedor Gymnasium de tarih profesörü olan  Kozara bu halkaların geçmişe bağlantılı inanılmaz gizemlerden biri olduğuna inanmaktadır.