mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2015 Cumartesi

Kutsal Balıklar


Bu Balıklar Öldüğünde Defnediliyor Kutsal balıklar köy mezarlığına defnediliyor Malatyanın Arguvan ilçesine bağlı Kızık köyü sakinleri, kutsal olarak gördükleri balıklar için kurban kesiyor, öldüklerinde de, dualar eşliğinde köy mezarlığında toprağa veriyor. Kızık köyü Muhtarı İbrahim Boz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 700 yıl önce kurulan köydeki balıkların kutsal kabul edildiğini ifade ederek, içme su kaynağının bulunduğu yerde yapılan havuzlarda beslenen balıklardan "hastalara şifa, çocuğu olmayanlara da çocuk" dileğinde bulunulduğunu söyledi. Boz, balıkların kutsal kabul edilmesinin hikayesinin de ilginç olduğunu dile getirerek, şunları anlattı: "Zamanın birinde, köy muhtarı içme suyu olarak da kullanılan kaynaktaki balıkları alıp dışarı atmış. Ondan sonra muhtarın oğlu, kızı, hanımı ve kendisi bir yıl içinde vefat etmiş ve ailesinden kimse kalmamış. Bu olaydan sonra balıklar tekrar türemişler.

154085-kizik-koyu-kutsal-baliklar 163085_3
O günden beri bu olay köyde büyük bir yankı uyandırmış, hatta rüyalarında gördüğünü söyleyenler olmuştur. Köylü bu olayı kutsal kabul etmiş. Kıbrıs Barış Harekatı sırasında birgün köylüler bu balıkların kayıp olduğunu, ertesi gün geldiğini ve balıkların sırtında yara izi olduğunu görmüşler." Çevre köylerden de balıkları görmek için gelenlerin olduğunu belirten Boz, balıkların başında kurban kestiklerini, çocuğu olmayanların çocuk, hasta olanlarında şifa dileğinde bulunduğunu kaydetti. Boz, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu balıkların içinde bulundukları suyu içerek veya evlerine su götürerek banyo yapıp, başta sara hastalığı olmak üzere bir çok hastalığa iyi geldiğine inanılmakta. Her cuma gecesi, çevre köylerden ve bizim köy de dahil olmak üzere insanlar burada toplanarak mum yakıp, dua ediyor. Ölen balıklar ise dualar eşliğinde köy mezarlığına defnediliyor." Öte yandan, Arguvan ilçesi Kaymakamı Mehmet Maraşlı Kızık köyündeki "kutsal balıkların" bulunduğu havuzlarda incelemelerde bulundu. Maraşlı, havuzların bakım ve onarımı ile çevre düzenlemesi için gerekli çalışmaların yapılacağını söyledi.
balik-kutsal2
Malatya'nın Arguvan ilçesine bağlı Kızık köyünde kutsal olduğuna inanılan balıklar öldüğünde kefenlenip cenaze töreni düzenlenerek köy mezarlığına defnediliyor. Kızık köyü merkezinde, su kaynağının olduğu yerde bulunan 2 havuzdaki balıklar, kutsal kabul ediliyor ve yenilmiyor. Köylüler, ölümleri halinde balıklar için cenaze merasimi düzenliyor. Ölen balıklar, diğer hayvanlar tarafından yenilmesin diye kefene sarılıp dualar eşliğinde köy mezarlığında toprağa veriliyor. Köylüler, taşlarla mezar düzenlemesi de yapıyor. Köydeki kadınlar yemek yedikleri kapları balıkların bulunduğu havuzlara hem balıkların beslenmeleri için hem de kaplarının temizlenmesi için bırakıyorlar. (Ramazan TAŞTAŞ - Anadolu Ajansı)

balik_cenaze-jpg20140124121707



30 Kasım 2015 Pazartesi

Kurtadam Klanları


BLACK FURIES:
bu klanın en büyük özelliği tamamen dişilerden oluşmasıdır. Kabile içinde doğan erkek çocukları eski bir gelenek yüzünden çoğunlukla öldürülür. Erkeklere karşı çok önyargılı olan üyeler, kadınların Toprak Ana'yla özel bir bağı olduğuna inanırlar. Fenris'in çocukları ile aralarında çok eski ve çok güçlü bir düşmanlık vardır.
BONE GNAWERS:
İnsanların şehirlerinde varlığını sürdürebilmiş iki kabileden biridir. Genellikle şehirlerin fakir ve harap bölgelerinde sefalet içinde yaşarlar. Son derece kurnazdırlar. Fiziksel görünüşleri çok kötü, hatta acındırıcı olan bu kurtadamlar içlerinde Toprak Ana'nın şefkatini ve ezilmişlerin nefretini taşırlar.

288678
CHILDREN OF GAIA:
Garou (kurtadam) ların belki de en bilge klanıdır. Savaşın her zaman gerekli olmadığına, vahşeti kabullenmenin sadece düşmanın işine yarıyacağına inanırlar. Diğer bütün kabileler onları biraz pasif bulmakla beraber, iyileştirici ve birleştirici doğalarına saygı duyarlar.
FIANNA:
Ozanları ve hikayecileri ile bilinen bu klan ayrıca bir çok büyük savaşçı yetiştirmiş ve efsaneleştirmiştir. Şarkları ve hikayeleri kurtadamların unutulmuş tarihini içinde saklar.
İrlanda onların ata toprağıdır.
516633
GET OF FENRIS:
Eğer bir gün bir kurtadam kanlı pençeleriyle Wyrm'ı öldürmeyi başarırsa, bu kurtadam herhalde bir Get of Fenris olacaktır. Vahşi ve saldırgan olan kabile üyeleri, Wyrm'a karşı olan savaşın en ön saflarını işgal ederler. Hiç bir Get kavgadan geri çekilmez, onlar için hayatın değeri yoktur çünkü onlar ölümün bir başlangıç olduğuna inanırlar. Şunu da belirtmek lazım ki, bitmek bilmeyen nefretleri nordik kökenli bu kurtadamların bir çok hata yapmalarına sebep olmuştur.
GLASS WALKERS:
Glass Walker'ların doğal ortamı şehirdir. Uygarlıkla eskiden beri yakın bir bağı olan klan, diğer klanlar tarafından yoldan sapmakla ve toprağı terketmekle suçlanır. Onlar ise şehirleri orman, binaları ise ağaç olarak görürler. Gerçek olan bir şey varsa o da insan toplumu içinde güçlü konumda olan klan üyelerinin, Wyrm'ın başına büyük belalar açtıklarıdır.
185782
RED TALONS:
Red Talon'ların hepsi saf kurt ırkından gelir ve doğal olarak hepsi Lupus'tur. Sayıları son asırda çok azalan bu klan üyeleri insanlardan nefret ederler ve bu nefret haksız bir nefret değildir, sonuçta insanlar bu günkü durumu yaratmışlardır ve bazıları ölmeyi haketmektedirler. Ne yazık ki Red Talon'lar pek seçici değildirler...
SHADOW LORDS:
bu klanın büyük ideali, biraz klişe ancak, önce kurtdamları, sonrasında da dünyayı yönetmektir. Bu amaç için gereken her çeşit yola başvuran klan üyeleri, bu yolların bazen onları yozlaştırmasına pek aldırmazlar. Gölgelerden saldırmayı onursuz bulmazlar ve entrika çevirmeyi sanat haline getirmişlerdir. Bütün bunlar bir yana, asırlar süren çabaları sayesinde Shadow Lord'lar bir çok önemli savaşın kazanılmasını sağlamış, özellikle Doğu Avrupa' da vampirlerle yaptıkları mücadele kan emicilere önemli dersler vermiştir.
177101
SILENT STRIDERS:
Garouların gezginleri. Kökenleri Afrika ve Mısır'a uzanır. Bilinmeyen bir zamanda anayurtlarından ayrılan bu klanın üyeleri sürekli dünyayı (ve başka yerleri) dolaşırlar ve diğer kurtadamlara bilgi taşırlar,
hikaye anlatmayı en az Fianna'lar kadar severler. Bir Silent Strider gittiği her yerde saygı görür çünkü onların fedakarlığı ve çektikleri acılar diğer kurtadamlar arasında artık efsaneleşmiştir.
SILVER FANGS:
Her topluluğun yöneticileri, liderleri vardır. Silver Fang'ler Garou toplumunda bu boşluğu doldururlar. bu klan, soyu en köklü ve en eski kabiledir. Kurtadamların efsanevi fiziksel güzelliği ve yüceliği onlarda vücut bulur. Eski zamanlarda dünyayı kontrol edebilecek güce sahip klan, yapılan yanlışlar ve kaybedilen mücadeleler sonucu bu gücünün büyük bir kısmını yitirmiş ve bu günkü haline kavuşmuştur. Ne olursa olsun diğer bütün klanlar onların gücüne ve otoritesine hala saygı göstermektedirler.
114194
STARGAZERS:
Kurtadamların filozof klanıdır, çoğunlukla uzakdoğudan gelirler. Bilgelikleri ve iç dengelerini koruma yöntemleri diğer Garouların onlara saygı duymalarını için yeterlidir. Yalnız yaşamayı tercih ederler, belki de kimsenin onları dinlemeyeceğini ve anlamayacağını bildikleri için. Sürekli bir arayış içindedirler ama bu arayışları onlara dövüşmeyi unutturmamıştır.
UKTENA:
Amerika kökenli varlığını sürdüren iki klandan biridir. Kökleri Maya ve Azteklere dayanır fakat daha sonra Amerika kıtasına gelen asyalı ve afrikalıları da kabilelerine kabul etmişlerdir. Tüm Uktena'lar karanlık bir yol izler. Hiç bir Garou onların sırlarını tam olarak bilemez. Bilinen, onların Wyrm la özel bir savaşlarının olduğu ve bir şekilde onun karşısında bir bariyer olduklarıdır. Tabi ki düşmana bu kadar yakın olmak onlara karanlık bir taraf vermiş, diğer kurtadamlar tarafından dışlanmalarına
sebep olmuştur
178637
WENDIGO:
Amerikanın bu ikinci aktif klanıdır, kızılderili ırkından gelir. Topraklarını avrupadan gelen vampirlere kaptıran Wendigo'ların içinde hala kaybettikleri savaşın acısı vardır. Son derece gelenekçi olan bu klan, atalarının toprağını temizlemek için umutsuz bir savaş vermektedir. yabancılara karşı olan önyargıları bu güne kadar klanın saf kanını korumuşsa da, onları çok zorlu bir savaşın içine sürüklemiştir.
110051

26 Kasım 2015 Perşembe

Kraken



Kraken Norvec ve Iceland civarinda yasadigi soylenen efsanevi bir canlidir. Efsanenin ilham kaynagi olarak boylari 13-15 metreye ulasan murekkep baliklari gosterilmektedir ama bu buyuklukte murekkep baliklari okyanus derinliklerinde yasarlar. 1780 ve 1890 yılları arasında gerçek olduğuda iddia edilir. hatta bazı fransızlar pasifik okyanusuna doğru giden gemilerinin bir daha dönemediklerini ve dönenlerin de gemiye dev bir ahtapotun saldırdığını iddia ederler ve fransızlar pasifik okyanusuna gidecek olan gemilerine canavar çıkar gitmeyin sakın diyerek uyarırlar . efsanesine göre ve gördüğünü iddia eden gemicilerin anlattıklarına göre kollarının uzunluğu 20 metre kafasının uzunluğu 10 metre toplamda 30 metre boyunda olan canavarın kollarının eni ise 15 metre kafasının eni ise 5 metre toplamda canavarın eni 20 metre yani canavarın boyu 30 metre eni ise 20 metredir .

tumblr_ma0bso8HFD1r5pjkqo1_1280The_Kraken kraken-lives-850x400
Titanik gemisinden kurtulanların söylediklerine göre titanik gemisi buz dağına çarparak batmadı bir ahtapot tarafından batırıldı denmesi efsaneyi daha da gerçekleştiriyor . pasifik okyanusunda batan gemilerden kurtulan kişiler ise tek bir kolunu geminin 10 metre tepesine çıkararak gemiyi tek bir koluyla batırdı ve mürettebatın çoğunu ilk önce boğarak ondan sonrada yutarak öldürdü denmesi de efsaneyi neredeyse gerçek kılmaktadır. ilk gerçek örneği 1895 yılında hawaii sahillerine vuran cansız bedeninin bulunmasıyla ortaya çıkmıştır ve bulunan bedeninin ölçüleri boyuda enide 30 metreye ve 20 metreye yakındır.
verne-attack tumblr_meqiizaftn1r6o9bmo1_500 the-kraken-existence2 the-kraken-existence5-550x309 mzl.oizostrz.320x480-75 kraken503 kraken1 Giant_octopus_attacks_ship ancestral_kraken_cover_by_kamikaye-d5d03n7 Colossal_octopus_by_Pierre_Denys_de_Montfort eca86ba0553013e93c5502

25 Kasım 2015 Çarşamba

Köylülerde 'Yaratık' Korkusu


Sakarya, Bilecik ve Bursa'ya bağlı birbirine komşu orman köylerinde, köpekleri yediği belirtilen ve ne olduğu bilinmeyen bir 'yaratık' konuşuluyor Yaratığın ilkbahar aylarından bu yana 50 kadar köpeği parçalayıp yediği, sadece baş ve ayaklarını bıraktığı ileri sürüldü. Deniz seviyesinden yaklaşık 700- 800 metre yükseklikte bulunan Sakarya'nın Pamukova ilçesine bağlı Ahiler Köyü, Bilecik'in Osmaneli ilçesine bağlı Ağalan, Adliye köyleri ile Bursa'nın İznik ilçesine bağlı Elmalı Köyü arasındaki üçgende dolaştığı ileri sürülen ve halk arasında 'canavar' olarak adlandırılan yabani hayvanın, ilkbahardan bugüne kadar yaklaşık 50 köpeği parçaladığı iddia edildi. Ağlan Köyü muhtarı Refik Zengin, 80 haneli köylerinde köpeklerinin, ne olduğunu bilmedikleri bir hayvan tarafından parçalandığını söyledi. Zengin, "Son bir ay içinde köyümüzde 5 köpek parçalandı. Komşu köylerimizde de bu korku var.

1484139_179524362245248_1665554586_n
Köpeklerin vücutları yeniyor, başı bırakılıyor" dedi. Ağlan Köyü'nde avcı Hasan Perk, ne olduğunu bilmedikleri hayvanın gece yarısına doğru köylerine kadar indiğini anlatırken, "Gece, köpeklerin havlaması ile uyandık. Ne olduğuna anlam veremedik. Ertesi gün komşumuzun iki köpeği kayboldu. Bunu kurt veya sırtlan yapabilir. Korku içindeyiz" dedi. Adliye Köyü muhtarı Ahmet Güz ise, köylerinde son 5 ayda bir çok av köpeğinin kaybolduğunu, ne olduğunu bilmedikleri yırtıcı hayvanın ormanda köpekleri parçalayıp yediğini, baş ve patilerini bulduklarını söyledi. Muhtar Ahmet Güz, şöyle konuştu: "Bu hayvan köyümüzün içine kadar inmeye, evlerin önünde bağlı köpekleri götürmeye başladı. Kaçırdığı köpekleri köyün etrafında ormanlık alanda yiyor. Bu kurt değil. Kurt olsa, koyun sürüsüne girer ve onları da alır. Bu hayvan sadece köpeklere saldırıp onları yok ediyor. Ne olduğunu bilemiyoruz. Ancak kar yağdığında izinden ne olduğunu tahmin edebiliriz. Ama köyümüze kadar inen bu yırtıcı hayvan kar yağdığında insanlara, diğer hayvanlara da saldırabilir.
fft2mm3932014
Endişe içindeyiz. Köyümüze kadar inen bu yabani hayvanın kar yağdığın ormanda yiyecek bulamazsa köyümüze inmeyeceğini kimse söyleyemez." Adliye Köyü'nde oturan ve köpeği parçalanan 67 yaşındaki Recep Demirci ise evinin bahçesinde kulübesinde bağlı olan köpeğinin gece saatlerinde zincirinin kopartılarak kaybolduğunu anlattı. Demirci, "Gece köpeğin sesini duymayınca çıkıp kulübesine baktım. Köpeği bağladığım zincir kopmuştu. Bir gün sonra komşunun köpeği de kayboldu. Köpeklerimizin ayaklarını köyün dışındaki ormanlık alanda köylülerimiz bulmuş. Bunu yapan hayvan kurt olabilir. Ama görmedik kesin bir şey söyleyemiyoruz" dedi.

23 Kasım 2015 Pazartesi

Köpek Öldüren Kanalının Gizemi

ALINTIDIR : Ünlü köpek öldüren kanalı tek kelimeyle yılan hikayesine dönen bir konudur. Değerli araştırmacı yazar Glovanni Scognamıllo’ nun büyük bir zevkle ve ilk defa okuduğum “İstanbul Gizemleri” adlı yapıtının 37. Sayfasında Haluk Egemen Sarıkaya’ya dayanarak yazdığı pasajda şöyle diyor: “ Köpek Öldüren Kanalı denilen bu dehlizin Yerebatan Sarayı’nın gizli bir girişinden başlayarak kuzeydoğu yönünde ilerlediği ve boğazın Marmara’ya açıldığı yerde denizaltından geçtiği, Üsküdar’dan itibaren de güneydoğuya doğru bir açı yaparak, düz bir hat halinde önce Üsküdar-Kadıköy sahillerinin ve daha sonra da yine Marmara’nın altından uzanıp Kınalı ada’ya ulaştığı ve buradaki manastırda son bulduğu belirtilmektedir.

”Haluk Egemen Sarıkaya ise Scognamıllo’ nun yazdıklarına göre dayanak noktası olarak bunda 80 sene önce yazılan “İstanbul’un Yedi Harikası” adlı kitabı kaynak olarak gösteriyor. Şimdi işin gerçek yönüne gelelim. Adı geçen “İstanbul’un Yedi Harikası” adlı kitabı Sarıkaya’nın görmüş olduğunu hiç mi hiç zannetmiyorum. Çünkü 1971’li yıllarda bu kitabın varlığını ve ünlü “Köpek Öldüren Kanalı”nı kendisine ben anlatmıştım. Kitabın orijinalini ise bir Ermeni vatandaşımızın kitaplığında ilk defa gören de benim. Ne yazık ki adı geçen kitap bugün ne Beyazıt, ne de Süleymaniye kütüphanesi arşivlerinde gözükmüyor. Şimdi yıllar önce bahsettiğim kişinin evinde gördüğü ve Osmanlıca’sından pasajlar çevirdiğim arkadaşımın dedesinin söylediklerini en doğru biçimde anlatayım. Her şeyden önce bu kitapta yazıldığı kadarıyla bu kanal Yerebatan Sarayı’nın gizli bir bölümünden başlamıyor. Bu dehlizin başlangıcı Topkapı Sarayı’nın tam altında bulunmaktadır. Buradan başlayan kanal denizin metrelerce altından aşağı yukarı 150 derecelik bir açıyla Kız Kulesi’ne gidiyor. Kule askeri bölge olduğundan ve defalarca yangınlar geçirip tahrip olduğundan dolayı buradaki dehlizin çıkışının neresi olduğu bilinmiyor. Bu dehliz daha sonra Kız Kulesi’nden Salacak’a kadar uzanıp, buradan da hafif bir kavis çizerek Karacaahmet Mezarlığı’na varıyor. Mezarlıktaki çıkış da bilinmiyor.
karacaahmetcemetery
Aynı kanal yine ilerleyerek nihayetleneceği son durak olan manastıra varmadan önce Moda’da iki ayrı çıkış kapısı veriyor. Bunlardan biri halen Zeynep Kamil Çay Bahçesi denen mekanın yanındaki apartmanın temellerinin altında ve tabii ki tamamen kapanmış durumdadır. İkinci çıkışa gelince eski Modalıların bildiği ve bugün battal bir durumda bulunan eski golf sahası vardır. İşte ikinci çıkış da bu alanın içindeki bir kör kuyunun 15 metre dibinde bulunuyor. Bundan en az 10-20 yıl önce iple sarkarak indiğim bu çıkış ağzı ne yazık ki, sanki kuyunun normal sıvasıymış gibi sonradan sıvandığı alenen belli olan bir biçimde örülmüş bulunuyor.
yerebatan-sarnici_1600
Tespit edebildiklerim bunlardan ibaret. Neyse, arkadaşımın dedesinin anlattıklarına dönelim. “İşte bu kanal daha sonra Moda’dan direkt olarak Kınalı ada’daki manastıra kadar geliyor ve burada son buluyor.” Bu gizemle rahmetlinin bir de şahsi anısı var. Köpek Öldüren Kanalı’nın varlığını ve çıkış noktasını zaten bilen bir keşiş olduğu için kendisi bir gün çok merak ediyor ve yanına sevdiği köpeğini de alarak elinde bir meşale ile dehlize giriyor. Kendisinin anlattığına göre 15 dakika kadar yokuş aşağı bu dehlizde ilerlemeye devam ediyor, ancak yeraltına doğru devam ettikçe hava iyice ağırlaşıyor ve kendisi de korkmaya başlıyor. Sonuçta geri dönüyor ve manastırdaki çıkıştan toprak yüzüne çıkıyor. Neden sonra bir de bakıyor ki köpeği ortada yok. Telaşlanan keşiş dede hemen yeni bir meşale daha yakıyor ve iyice önüne bakarak kanalda 5 dakika daha yürüyor. Bir de ne görsün, köpeğin cesedi yerde durmakta. Bahsettiğim keşiş dede filozof bir adamdı. Bilimsel kitaplardan başka bir şey okuduğunu görmemiştik o güne kadar. Herhangi bir gaz tehlikesini göz önünde bulundurduğundan meşaleyi iyice yüksekte tutarak köpeğin cesedini alıyor ve büyük bir üzüntü içinde çıkışa varıyor. Daha sonra güvenilir bir jeolog arkadaşına bu olayı anlatıyor.
maxresdefault
 Jeologun teşhisi ise şöyle: “Binlerce yıldır varolan bu kanalın dibine karbon monoksit çökmüş besbelli.” Daha sonra keşiş dede bu olayı civarındaki bazı kişilere de boş bulunup anlatınca bu gizemli kanallın adı “Köpek Öldüren Kanalı” olarak kalıyor. Tabi manastır yöneticileri bu olay soruşturulduğunda soranlara hiç da sempatik bakmıyorlar ve şu yanıtı veriyorlar: ”Yok böyle bir şey”. Ama ne yazık ki bu kanal gerçekten var ve binlerce yıldır da gizemini sürdürmeye devam ediyor ve de bu gidişle daha uzun zaman da devam ettireceğe benziyor.
sunken_palace_or_basilica_cistern_istanbul_turkey-wallpaper-1366x768

10 Ekim 2015 Cumartesi

KIYAMETGÜNÜ KAFATASI


Gezegenimiz neden ve nasıl yapıldığı belli olmayan garip cisimlerle dolu, bunlardan birisi ve belki de en garibi Londra´da British Museum´da duruyor. İnsanları çıldırttığı iddia olunan kafatasını yakından inceledik.. .saf kuartz kristalinden yapılmış, gerek sahibesi, gerekse de birçok kişi bu cismin bilinmeyen bir uygarlıktan kaldığına inanıyorlar. Göz çukurlarındaki gizemli ışıltılar sanki gelecekten haber veriyor. Bu garip cismin adı "Kıyamet Günü Kafatası.." Yolunuz bir gün Londra´ya düşerse, "Museum of Mankind" a yani "İnsanlık Müzesi" ne muhakkak uğrayın. Çünkü orada İnsanlık Müzesi´nin dünyanın en inanılmaz, en çarpıcı cismini, gizemini hala kimsenin çözemediği Kristal Kafatası´nı görebilirsiniz. Kristal Kafatası bizde meraklılar dışında fazla bilinmiyor ama herkes için paha biçilmez bir seyir oluşturmakta.

Kafanız kadar bir kafatası düşünün yani gerçek boyutlarda ama saf kristalden İngiliz Anna Mitchell Hedges, 1 Ocak 1924’te, Mayaların kayıp şehri Lubaantun’da (Maya dilinde düşen taşlar anlamına gelir) piramit tapınağının mihrabının altında kristal bir kafatası buldu. Gerçek insan kafatası boyutlarında olan bu kafatası tamamen şeffaf kuartz kristalinden yapılmıştı.
21k9e8h
Kafatası, ayrı bir parça olan hareketli alt çene kemiği ile anatomik olarak son derece kusursuz bir yapıya sahip olarak tek bir kuartz kristalinden oyulmuştu. Bu kafatasını kimin, hangi tarihte yaptığını tespit etmek isteyen Anna Mitchell Hedges, kafatasını o dönemde bilimsel testler yapan dünyaca ünlü Hewlett-Packard firmasına incelenmek üzere teslim etti. Kristaller karbon içermediği için, karbon testi ile yaş tespiti yapamayan bilim adamları, bu kristal kafatasının ne zaman, hangi yöntemlerle yapılmış olabileceğini farklı yöntemlerle test ettiler.
1375112_167535800110771_1079728594_n
  1. Kafatası günümüzde elektronik sanayiinde kullanılan kuartz kristalinden üretilmiştir: Bilim adamlarından oluşan ekip, kristal kafatasının günümüzde telekomünikasyon sektöründe kullanılan ve bellek kapasitesi diğer materyallerden daha yüksek olan piezo-elektrik silikon dioksit isimli bir tür kuartz kristalinden yapıldığını ortaya çıkardı. Günümüzde kullanılan mikroişlemciler de bu maddeden üretilmektedir. Ancak daha da çarpıcı olan bu kristal türünün henüz 19. yüzyılda keşfedilmiş olmasıdır.
  2.  Kristal kafatası kendi elektriğini üretme kabiliyetine sahiptir: Piezo-elektrik silikon dioksit türündeki bu kristal, hem negatif hem pozitif kutuplaşma özelliğine sahiptir. Bu özelliği dolayısıyla kristal kafatası, akü ve pillerde olduğu gibi kendi elektriğini üretebilir.
  3. ancient-aliens-7
Yazının Devamını Web Sitemizde Okuyabilirsiniz .

1 Ekim 2015 Perşembe

Bosna Dağlarındaki 30 Milyon Yaşındaki Dev Halkalar

Bosna Dağlarındaki 30 Milyon Yaşındaki Dev Halkalar
Araştırmacılar Bosna dağlarında 30 milyon yaşındaki dev halkalar buldu.  Geri Panoniyen Denizi dönemine ait olduğu düşünülen  bu eserlere göre  Yerel nüfus  tarihi ve efsaneler uzak geçmişte bu bölgede dev insanların yaşadığına inanmakta..

Son keşifler devlerin bir süre Dünyayı dolaştığını işaret etmektedir. Dağların tepesinde bulunan gizemli dev halkalar bu bölgede milyonlarca yıl önce dev insanlar yaşadığını işaret etmektedir.
Yerel sakinler bu gizemli halkaları ile ilgili yorumları karışıktır. Bazıları basit bir açıklama ileri sürmüşlerdir. Bazı yerel sakinlere göre bu “dev” yüzükler  bölgedeki sert dağlar arasında kereste taşınmasına yardımcı olmak için oraya koyan  Avusturya-Macaristan İmparatorluğu aittir.

Başka bir teoriyi savunanlara göre Panoniyen Denizinin hala var olduğu zamanlarda bu dev halkalar gemileri bağlamak için yerleştirilmiş  ve bölge deniz limanı olarak  kullanılmıştır.

Udrc-halke-9
Devler ve onların büyük gemilerinden söz eden bölge efsaneleri vardı. Bu dev halkaları uzak geçmişte bölgede  yaşayan devlerin, antik gemi sahipleri ve denizcilerin  yaptığı da varsayılanlar arasındadır.

Ama bu halkalar milyonlarca yıllık olması mümkün mü? Eğer öyleyse, nasıl? Hangi malzemeden yapılmıştır? Yapılan hiçbir “resmi” bir araştırma bunlara cevap verememiş ve bu bulguların hepsi kasten insanlardan gizlenmiştir.

Ince oyma gibi görünen bu dev halkalar ve dev kayalar Breza ve Dubrovnik yakınlarındaki Vares arasında ve doğu Bosna’daki çeşitli yerlerde ve Vogosca çevresindeki tepelerde bulunurlar. Ayrıca Bjelasnica ve Vlasiç, Vranica, Prenj, Velez, Stolac yukarılarında ardından Majevica, Travnik yakınlarındaki Bukovica,  bu bulguları incelemek için önemli yerlerdir.

ladje2
Yerliler yıllardır bu gizemli halkalardan bahsetti ve bu gibi bulgulara gelince bilim karışık duygular içine girdi. 

Bu dev halkaların yer aldığı inanılan  Panoniyen Denizinin yaklaşık 30 milyon yıl önce Panoniyen Ovası bölgesinde yer almış olduğuna  inananlar. Bu denizin 600.000 yıl önce ortadan kaybolduğu tezinde birleşiyor. Sadece bu büyük  gemiler ile limana ulaşmak mümkün olsaydı  gemileri  bağlamak için dev halkalar oluşturmak  iyi bir neden sayılabilirdi.

Diğer teoriler ise bu dev halkaların yakın geçmişte toprağa hava balonları sabitlemek için kullanıldığını söylemektedir.

Dejan pelvis, Prijedor Gymnasium de tarih profesörü olan  Kozara bu halkaların geçmişe bağlantılı inanılmaz gizemlerden biri olduğuna inanmaktadır.