1 Kasım 2015 Pazar

Korku Yolu - Gözyaşı Yolu


Ormanlık ve dağlık alanda olan bu yol, kadınların korkulu rüyası oldu. Bu yolda tam 43 kadın esrarengiz bir şekilde kayboldu. Kanada'da British Columbia bölgesinde Prince George ve Prince Rupert'i birbirine bağlayan kara yolunun 1,5 kilometrelik bölümünde özellikle kadınlar için araba kullanmak yürek işi. Ücra bölgeden geçen ve etrafı sık ağaçlarla kaplı yolda son 30 senede 43 kız kayboldu.

1185506_192830390914645_2130402057_n

Seri Katil Mi?
Kızlardan bir daha haber alınamazken bölgede seri cinayet fail ya da faillerinin olduğu sanılıyor. Bölgenin coğrafi durumu saldırgana kendisini kolayca gizleme imkanı veriyor. Yolda kayıplara karışanların tamamı genç kız. Yol, tehlikelerinden dolayı "Gözyaşı Yolu" olarak isimlendirilirken yol üzerine de kayıp yakınları tarafından uyarı levhaları yerleştirildi. Tabelalarda kadınların otostopçuları arabalarına almamaları uyarısıyla katilin serbestçe ortalıkta dolaştığını belirten ifadeler var.
Highway_of_Tears
Yolda son kayıp vakası 28 Mayıs 2011'de meydana geldi. 20 yaşındaki Madison Scott'ın arabası bulundu ama kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesi, katilin yakalanmasına yol açacak bilgi verene 100 bin dolar ödül vereceğini bildirdi. Ödüle rağmen bu vaka da diğerleri gibi halen faili meçhul durumda.
HIGHWAY OF TEARS - map of bodies found o-HIGHWAY-OF-TEARS-facebook

31 Ekim 2015 Cumartesi

Konya'da Köylüler Uzaylı mı Vurdu?


Ayşe Özdemir adlı kadın (hâlâ Konya'da yaşamaktadır.), bir akşam üzeri felçli annesine süt almak için yola çıktığında yaşadığı "canavar" (!) olayını şöyle anlatıyor:
"Bizim oturduğumuz köyün çıkışında kime ait olduğu bilinmeyen tek bir mezar vardı. Bu mezardan ne istersen olurmuş. Bazı geceler buranın aydınlandığını görenler de olmuş, bize anlatırlardı.

Ben de annemin sağlığının düzelmesi için orada dualar etmiştim. Bir akşam üzeri evde otururken annem ısrarla gidip taze süt almamı istedi. Ben de yola çıktım. Sütü alacağım yer, 10 dakikalık bir yerdi. Hava kararmıştı. Genç kızdım ve çok korkuyordum. Yolda yürürken ağaçların arasında garip bir ışık demeti parladı. Bu tarla, bizim tarlamızdı ve evimize çok yakındı.
Korktum, koşarak geri dönmeye başladım. Işık demetine yaklaştığımda karşımda bir canavar gördüm. Kocaman gözleri vardı. Öylece kalakaldım. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Daha önce böyle bir hayvan (!) görmemiştim.
f43dcef0317dfb26f5b3723c8c0f556b
Maymun gibiydi. İki kolu, iki bacağı vardı; ama maymun değildi. Onu ve ışık demetini gören yalnızca ben değildim. Çünkü etraftan bağırışlar geliyordu. Geri geri kaçmaya başladım. Canavar arkamdan gelmedi. Sonra da silahlanmış köylülerle karşılaştım. Onlar da çevrede başka canavarlar görmüşler. Ben başka bir konudan konuşarak eve doğru giderken, silah sesleri duyuldu. Ardından ışık kümesi yeniden gökyüzünde parladı. Köylüler, canavarı vurduklarını bağırışırken ben eve geldim. Annemi çok merak ediyordum. Çünkü başak tarlası, annemin oturduğu pencerenin önünde uzayıp gidiyordu.
Odaya koşturdum. Annem yerinde yoktu. Yürümesi imkansızdı. Evde annemden başka hiç kimse de yoktu. Koşarak ve bağırarak annemi aramaya başladım. Annem, bahçenin bir köşesinde ağlıyordu. Oraya nasıl geldiğini söyleyemedi. Hatırladığı, sadece başak tarlasının üzerine inen ışık demetiydi.
Grey-Alien-Concept-Art_photo_medium
Daha sonra da bu tarla üzerinde simsiyah ve yusyuvarlak kocaman bir iz gördük. Ertesi gün vurulan canavarı görmeye gittik. İki ayaklı, iki elli bir yaratıktı. İnsana benziyordu ama insan değildi. Kimse ne olduğunu anlayamadı. Kocaman gözleri vardı. Köyün hocası, uğursuzluktur deyip çok derin bir çukur kazdırıp onu gömdürdü."


Kızıl Gezegende Tren Yolu Bulundu


 Sırlarıyla insanoğlunun ilgisini sürekli üzerinde tutan Kızıl Gezegen'de yapılan son "keşif" fotoğraflarla da belgelendi.Tanınmış Amerikalı araştırmacı ve "sanal" arkeolog Joseph Skipper, Mars gezegeninden gelen fotoğraflarla ilgili yeni bir şaşırtıcı iddiada bulundu. Skipper, fotoğraflardan birinde açık bir şekilde tren rayları, tren istasyonu ve rayların üzerinde taşıyıcı olabilecek bir obje görüntülendiğini söyledi.

fft99_mf1740007
Rus Pravda gazetesinin haberine göre, yüksek çözünürlüklü Google Mars uzay fotoğrafları üzerindeki çalışmalarıyla tanınan Skipper, tam bir taşıma sistemi keşfettiğini söylüyor. Çoğunluk Skipper'ın iddialarını inandırıcı bulmasa da, fotoğraflarda görülen tren yoluna benzer çizgiler ve üzerindeki objenin neyden kaynaklandığı da açıklanamıyor.
769806_129648922678406087449_Original
Bu "raylar" kızıl gezegenin Gale kareterinden 900 kilometre kadar uzağında başlıyor ve kratere kadar uzanıyor. NASA, kraterin bulunduğu bölgeye bir keşif aracı göndermeyi planlıyor. Skipper krater çevresinde yapılar bulunduğunu da belirtiyor, ancak araştırmacılar gezegene yeni bir keşif aracı gönderilmeden bu konunun açıklık kazanamayacağını düşünüyor.
1740003Jpeg-1 1740001Jpeg-1


12 Ekim 2015 Pazartesi

Karabasan


Tıptaki adı uyku felcidir. İnsanlar rüya gördükleri REM uykusu sırasında, göz ve solunum kasları dışında tamamen fizyolojik bir felç durumundadırlar. Hiçbir kasları çalışmaz. Böyle olmasaydı, biz rüyalarımızı oynar hale gelirdik. Rüyamızda ne yapıyorsak, yatakta da onu yapmaya başlardık. Bazen rüyadan uyandığımızda beynimiz uyanık ve etrafın farkında olduğumuz halde, hareket edemez, ses çıkaramaz ve göğsümüzün üzerinde bir ağırlık varmış gibi hissederiz. Bunu herkes hayatının bir döneminde en az bir kez yaşamıştır. Korku verici bir durumdur.

Karabasanın olma nedeni; uykudan uyanmamıza rağmen REM uykusundaki fizyolojik felç halinin, uyanır uyanmaz çözülmemesine bağlıdır. Ayrıca Türk halk inancında ise bu durum kâbus cinidir ve bazı inanışlara göre bu cinin Karakura veya Kamos adlı bir varlık olduğu düşünülür. Aynı zamanda, Azericede “hayalet” sözcüğünün karşılığı “karabasma”dır. Kötü olduğu düşünülen bu varlığın, heyecan ve psikolojik bozukluklara yol açtığı tahmin edildiği gibi ,Uykuda hayatını kaybeden ve doğum yaptıktan sonra hayatını kaybeden bazı insanların bu varlıkların öfkelerinden dolayı öldükleri rivayet edilir .
serkanonguru_132821093763
Karabasan, uyanıldığında kol ve bacakların felç olmuş gibi hareket etmemesidir. Genellikle rüya sonrası olur.İzole uyku paralizileri (uyku felci) de denen bu durumlar, sıklıkla uykudan uyanma durumlarında izlenir. Hasta uyanıktır, ancak hiç bir yerini kıpırdatamaz, sanki felç olmuş ya da nefes almayacakmış duygusu içindedir. Hasta için çok ürkütücü olan bu durum, 10-20 saniye kadar devam edip kendiliğinden sona erer ya da dışarıdan bir kişinin hastaya dokunması nöbeti sonlandırır.

Karabasanın diğer bir yönü ise; kişinin gece uykusunda korkulu rüyalar görerek uyanması olarak bilinen bir uyku bozukluğu olmasıdır.

Karabasanın basit bir uyku hastalığı olduğunu belirten Denizli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Okan Bölükbaşı, bu konu hakkında şöyle diyor:
«Karabasan, uykuya daldıktan bir süre sonra şeytanın gelip göğse oturması boğazınızı sıkması nefes alamama hiçbir yerinizi oynatamama bağıramama yardım isteyememe şeklinde tarif edilen müthiş bir dehşet ve panik tablosu olarak tanımlanır.
Kültürümüzde cinlerle ilişkilendirilen ve sıklıkla hocalara danışılan bu durum aslında basit bir uyku bozukluğudur. Bu olay uykuya daldıktan kısa bir süre sonra özellikle genç insanlarda hafif uykudan derin uykuya geçiş esnasında üst beyinle alt beyin arasında geçici bir uyumsuzluktan kaynaklanan sorun nedeniyle yaşanabilmektedir. Bu olay, bütün dünyada yaygın olarak görülmektedir.

Örneğin bunun Japon halk kültüründe deniz cinlerine İngiliz halk kültüründe hortlaklara Kuzey Amerika'da cadılara bağlı olduğu zannedilirmiş. Ülkemizde bunun çok basit tedavi edilebilen nörolojik bir sorun olduğu maalesef bilinmemektedir. İnsanlarımız bu konuda ehil olmayan kişilere gidip zaman kaybetmektedirler. Bu hastaların mutlaka nörolojik muayeneden geçmeleri gerekmekir. Bu tür hastaların bazılarında çok nadir olarak tümör kanser damar yumaklaşması ya da iltihap gibi beyin sapı kisti saptanabilmektedir. Bu gibi durumların bertaraf edilebilmesi için hastaların ciddi bir nörolojik incelemeden geçirilmeleri şarttır. Tedavi kısa basit kolay ve kesindir.»
uyku_felci_th
Karabasan, yoğun vokalizasyon, motilite ve yüksek otonomik boşalmayla kendini gösteren ve gece uykusunda ortaya çıkan aşırı korku ve panik dönemleridir. Birey oturur veya kalkar, genellikle gece uykusunun ilk 1/3'ünde olur ve panik ifade eden bir çığlıkla birliktedir. Oldukça sık olarak sanki kaçmaya çalışıyormuş gibi kapıya hamle yapar, ancak nadiren odayı terk eder. Olayın hatırlanması, eğer varsa, oldukça sınırlıdır (genellikle hatırladığı bir veya iki fragman şeklinde zihinsel imgelerdir)

Uyku boyunca beden fonksiyonları, felce uğrar. Rüyalar benliğimizi acıtan acılardan alıkoyar. Uykumuza düzensizlik hakim olduğunda uyku durumu ruhumuzu takip eder. Uyku felcinde hypnogogic ve hypnopompic halüsinasyonlar eşliğinde geçirilen uyku felci, ruhumuza inanılmaz korku verir.

Yazının Devamını Web Sitemizde Okuyabilirsiniz.

http://gizemlervebilinmeyenler.com/karabasan/

https://www.facebook.com/gizemlervebilinmeyenler

KARINDEŞEN JACK



Karındeşen Jack cinayetlerinin gerçekleştiği Kraliçe Victoria döneminin İngilteresinde, masonların saraya ve aristokrasiye egemen olduğu bilinen bir gerçektir. Masonik bir amaçla işlenen cinayetler, bu nedenle kolayca örtbas edilebilmiştir. Resimde, dönemin İngilteresinde masonların düzenlediği ve farklı bölgelerden gelen biraderlerin katıldığı bir balo tasvir ediliyor.
Bu seri cinayetler, 1888 yılında Londra da gerçekleştirilmiştir. 9 haftalık bir süre içinde tam 5 ayrı hayat kadını, gövdeleri yarılıp parçalanarak vahşi şekilde öldürülmüştür. Katilin kim olduğu hiçbir zaman bulunamamış ve bir sır olarak kalmıştır. Katili tanımlamak için kullanılan "Karındeşen Jack" sözü, cinayetlerin hemen ardından bu isimle polise gönderilen bazı mektuplardan kaynaklanmaktadır. "Karındeşen Jack" denen kişinin (veya kişilerin) gerçek kimliği meçhuldur.

Ama konuyu inceleyen bazı araştırmacıları, bunun siyasi amaçlara yönelik bir komplo olduğu ve komplonun kaynağının da masonluk olduğu kanısına yönelten bazı önemli bulgular vardır. Bunları birlikte inceleyelim.
1379895_171858219678529_508314009_n
Karındeşen Jack cinayetlerinin gerçekleştiği sıralar, İngiliz monarşisi büyük bir skandalın eşiğine gelmişti.
Kraliçe Victoria nın oğlu olan King Edward VII, 1888 yılında İngiltere de masonların Büyük üstadı idi. Onun oğlu Eddy ise, eğer büyükanne ve babası ondan önce ölürse, Kral olabilirdi. Ancak Eddy nin saray disiplinine uymayan bir özel yaşamı vardı. 1888 de Londra daki Walter Sickert ismindeki ressama ve arkadaşlarına gizlice ziyaretler yapıyordu. Eddy; bu çevrede Annie isminde Katolik ve alt tabakadan gelen bir tezgahtar kız ile tanıştı ve ilişki kurdu. Bir süre sonra bir bebekleri oldu ve gizlice evlendiler. Sickert; Eddy ve Annie nin kızları için bir dadı tuttu. Mary (veya Marie) isimli dadı ve Sickert onların bu gizli düğünlerinde şahit oldular.
O sırada, İngiltere büyük bir politik karışıklık içerisindeydi ve eğer halk kral olmaya bu denli yakın birisinin Annie gibi bir kadın ile evlendiğini öğrenirse, bu durum monarşinin sona ermesine neden olabilirdi. (Katolik birisiyle evlenmek, İngiliz kraliyet ailesinin kurallarına aykırıydı, ayrıca Annie nin alt tabakadan olması da bir sorundu). Böyle bir skandal, aynı şekilde İngiliz politik ve sosyal sisteminden çıkarı olanların özellikle de masonların sonu olabilirdi.
karındeşen-jack4
Bütün bunlar Kraliçe Victoria nın kulağına gidince, Kraliçe, Marquess of Salisbury isimli Başbakanını bu olayı temizlemek ile görevlendirdi. Salisbury ünlü bir masondu. Bu skandalı kapatmak için, Annie yi akıl hastanesine yerleştirdi, ve tam 32 yıl sonra da Annie orada öldü. Kızları da daha sonra Sickert in metresi haline geldi ve ondan bir oğlu oldu. Skandal düğünün şahidi olan Marie Kelly ise alkolik bir hayat kadını oldu ve bildiklerini diğer 3 hayat kadını arkadaşı ile paylaştı.
ripper_2750609b
Onlar ise onu, Prens Eddy nin yaptıklarını deşifre etmekle tehdit ettiler. Bunu öğrenen Başbakan Salisbury bu tehditin sona ermesi gerektiğine karar verdi ve Kraliçenin doktoru olan ve aynı zamanda Annie ye akıl hastası raporunu veren yüksek dereceli mason biraderi Sir William Gull dan bu konuda yardım istedi.

Yazının devamını web sitemizden okuyabilirsiniz.






11 Ekim 2015 Pazar

Kızıl Gezegende Tren Yolu Bulundu


Sırlarıyla insanoğlunun ilgisini sürekli üzerinde tutan Kızıl Gezegen'de yapılan son "keşif" fotoğraflarla da belgelendi.Tanınmış Amerikalı araştırmacı ve "sanal" arkeolog Joseph Skipper, Mars gezegeninden gelen fotoğraflarla ilgili yeni bir şaşırtıcı iddiada bulundu.


769806_129648922678406087449_Original
Skipper, fotoğraflardan birinde açık bir şekilde tren rayları, tren istasyonu ve rayların üzerinde taşıyıcı olabilecek bir obje görüntülendiğini söyledi. Rus Pravda gazetesinin haberine göre, yüksek çözünürlüklü Google Mars uzay fotoğrafları üzerindeki çalışmalarıyla tanınan Skipper, tam bir taşıma sistemi keşfettiğini söylüyor. Çoğunluk Skipper'ın iddialarını inandırıcı bulmasa da, fotoğraflarda görülen tren yoluna benzer çizgiler ve üzerindeki objenin neyden kaynaklandığı da açıklanamıyor.
1740003Jpeg-1
Bu "raylar" kızıl gezegenin Gale kareterinden 900 kilometre kadar uzağında başlıyor ve kratere kadar uzanıyor. NASA, kraterin bulunduğu bölgeye bir keşif aracı göndermeyi planlıyor. Skipper krater çevresinde yapılar bulunduğunu da belirtiyor, ancak araştırmacılar gezegene yeni bir keşif aracı gönderilmeden bu konunun açıklık kazanamayacağını düşünüyor.
1740001Jpeg-1


10 Ekim 2015 Cumartesi

KIYAMETGÜNÜ KAFATASI


Gezegenimiz neden ve nasıl yapıldığı belli olmayan garip cisimlerle dolu, bunlardan birisi ve belki de en garibi Londra´da British Museum´da duruyor. İnsanları çıldırttığı iddia olunan kafatasını yakından inceledik.. .saf kuartz kristalinden yapılmış, gerek sahibesi, gerekse de birçok kişi bu cismin bilinmeyen bir uygarlıktan kaldığına inanıyorlar. Göz çukurlarındaki gizemli ışıltılar sanki gelecekten haber veriyor. Bu garip cismin adı "Kıyamet Günü Kafatası.." Yolunuz bir gün Londra´ya düşerse, "Museum of Mankind" a yani "İnsanlık Müzesi" ne muhakkak uğrayın. Çünkü orada İnsanlık Müzesi´nin dünyanın en inanılmaz, en çarpıcı cismini, gizemini hala kimsenin çözemediği Kristal Kafatası´nı görebilirsiniz. Kristal Kafatası bizde meraklılar dışında fazla bilinmiyor ama herkes için paha biçilmez bir seyir oluşturmakta.

Kafanız kadar bir kafatası düşünün yani gerçek boyutlarda ama saf kristalden İngiliz Anna Mitchell Hedges, 1 Ocak 1924’te, Mayaların kayıp şehri Lubaantun’da (Maya dilinde düşen taşlar anlamına gelir) piramit tapınağının mihrabının altında kristal bir kafatası buldu. Gerçek insan kafatası boyutlarında olan bu kafatası tamamen şeffaf kuartz kristalinden yapılmıştı.
21k9e8h
Kafatası, ayrı bir parça olan hareketli alt çene kemiği ile anatomik olarak son derece kusursuz bir yapıya sahip olarak tek bir kuartz kristalinden oyulmuştu. Bu kafatasını kimin, hangi tarihte yaptığını tespit etmek isteyen Anna Mitchell Hedges, kafatasını o dönemde bilimsel testler yapan dünyaca ünlü Hewlett-Packard firmasına incelenmek üzere teslim etti. Kristaller karbon içermediği için, karbon testi ile yaş tespiti yapamayan bilim adamları, bu kristal kafatasının ne zaman, hangi yöntemlerle yapılmış olabileceğini farklı yöntemlerle test ettiler.
1375112_167535800110771_1079728594_n
  1. Kafatası günümüzde elektronik sanayiinde kullanılan kuartz kristalinden üretilmiştir: Bilim adamlarından oluşan ekip, kristal kafatasının günümüzde telekomünikasyon sektöründe kullanılan ve bellek kapasitesi diğer materyallerden daha yüksek olan piezo-elektrik silikon dioksit isimli bir tür kuartz kristalinden yapıldığını ortaya çıkardı. Günümüzde kullanılan mikroişlemciler de bu maddeden üretilmektedir. Ancak daha da çarpıcı olan bu kristal türünün henüz 19. yüzyılda keşfedilmiş olmasıdır.
  2.  Kristal kafatası kendi elektriğini üretme kabiliyetine sahiptir: Piezo-elektrik silikon dioksit türündeki bu kristal, hem negatif hem pozitif kutuplaşma özelliğine sahiptir. Bu özelliği dolayısıyla kristal kafatası, akü ve pillerde olduğu gibi kendi elektriğini üretebilir.
  3. ancient-aliens-7
Yazının Devamını Web Sitemizde Okuyabilirsiniz .